Cumhuriyet rejimi iktidarını klasik anlamda dikatatörlük saymak belki mümkündür. Ne var ki yeni olayları eski kalıplar içine sıkıştırmak bizi mutlaka gerçeğe götürmeyecektir.
Atatürkçü iktidarın asıl niteliği toplumun hastalıklarını tedavi edebilecek dozda "müessir" (etkili) olabilmesidir. Az gelişmiş bir sosyal yapının direnme yuvalarını ortadan kaldırabilecek ve memleketi kalkındırabilecek kudrete sahip bir hükümet görüşünün kaynağı bu olayda saklıdır.
Hükümet meclisti, Hükümet, devrimci davranış ile sosyal hastalık mikroplarının Türkiye'nin siyasal hayatında birer kuvvet olmalarını asla kabul etmemiştir. İrtica hürrüyet diye bir şey olmazdı. Atatürkçülüğün karşısına hep bu çevre temsilcileri çıkmıştır. Ortaçağ kalıntılarının, Şark kafası'nın temsilcileri onlardı. Bu kuvvetlerle savaşmak gerekmiştir. Devrimin doğal gelişim yolu üzerindeki bu engelleri yıkmadan istikalal savaşı bitmiş sayılamaz.