9/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2026 37. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 13:42
"Gözüm Sakarya'da, Dumlupınar'da; kulağım İnebolu'da..." Bu sözlerin Kurtuluş Savaşı'nın en sert geçtiği dönemde Mustafa Kemal Atatürk tarafından söylendiği iddia edilir. Çünkü İnebolu Limanı'na gelen cephane ve malzemeler, kağnılarla ve insan gücüyle Ankara'ya ve Batı Cephesi'ne taşınıyordu. Bu kağnılardan birinin sahibi de Şerife Bacı'ydı. İstiklal yolunda kucağında bebeği kağnısında cephanesiyle Dumlupınar'a umut taşıyan Şerife Bacı tipi ve kar altında donarak şehit oluyor. Güneş ışıkları Şehit Şerife Bacı'nın üzerindeki karlara vururken Dumlupınar'da Türk Milleti bir ölüm kalım savaşı veriyordu.
Kayık ve KağnıHasan Basri Şenel · Post Yayınevi · 20188 okunma
"Saatin kendisi mekân, yürüyüşü zaman, ayarı insandır"
Puan vermedi·124 syf.··
Beğendi
·
2026 35. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 27 Mayıs 2026 23:30
#302978652 ; Üç türlü insan vardır savaş meydanında okla yaralandığında okun ucunu kırıp savaşmaya devam edenler, oku hemen çıkarıp tedavi olanlar, bu ok nerden geldi nasıl geldi kim attı derken zaman kaybından ölenler. Kahramanımız Saniye bu üçüncülerden. Saniye’ye saplanan ok; toplumun kadına ikiyüzlü bakış açısının dayanılmazlığı ve Saniye’nin o okun ağrısı ile kendi hayal dünyasına çekilmesi hatta o ağrı ile var olması… Hasan Basri ile bir adam arasında bir diyalog vardı işte kızımı kime vereyim diye soruyor Hasan Basri’ye oda diyor ki kızını eğer onu seven birine verirsen kızına iyi davranır yok Allah’tan korkana verirsen eğer sevmese bile ona iyi davranır. Korkunç değil mi bir adamın merhametine bırakılmak şimdi ben buradan kadınlar ayaklarının üzerinde durmalı edebiyatı yapmayacağım burada hayatın gerçeğinin ne kadar ortada olduğunu görmek korkunç olan kimse çıkıp hayır öyle değil diyemez buna ve saniye annesi tarafından Küçüklüğünden beri kimseye yük olma kızım diye büyütülmüş bir kız ona bu dünyada yer olmadığı içinde hayallerine kaçan bir kız o yüzden saniyenin bir şey kaybettiğini düşünmüyorum ben.. zaman kaybından değil de zamanı kafasına göre yaşayan kadın desek Saniyenin hakkını vermiş oluruz. Daha önce okuduğum Ayşegül Genç’in kitabına çok benziyordu zaman kavramı olsun maden işçileri üzerinden varoluş kaygısına değinmek olsun .. Bu yüzden bu kitap vesilesiyle günümüz Türk edebiyatı yazarlarının üslup skalasına baktığımızda zaman ve varoluş temalarının ironik bir biçimde aktarıldığı, Ahmet Hamdi, Şule Gürbüz gibi yazarlardan ziyadesiyle etkilenildiği ve tabii ki bilinç akışının anlatının omurgası olduğu çıkarımında bulunmak zor değil. Özgünlük nerde diye soracak olursak kurgunun inşa edilmesinde diyebiliriz.
Zaman Kaybından Ölen Kadının HikayesiAli İpek · İletişim Yayınları · 202654 okunma
Reklam
Puan vermedi·1376 syf.··
2026 12. kitabı
·
197 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 15:31
Üç ciltten oluşan epey uzun bir tefsirli meal. Tefsiri çok kapsamlı sayılmaz bence. Daha çok meal ağırlıklı. Yeni başlayanlar için meal okurken anlaşılmakta zorlanılacağı düşünülen ayetlere açıklamalar eklenerek tefsir oluşturulmuş diyebilirim. Yine de çok açıklayıcı olduğunu düşünmüyorum. Ayrıca açıklamalar ayetlerin uzunluğuna göre yan sayfaya veya arka sayfaya eklenmiş. Bu okumayı benim için zorlaştırdı. Ayetin hemen altına yazılmasını tercih ederdim. Bu şekilde okurken kopukluk yaşadım açıkçası. Ama meal okumak isteyenlere tavsiye ederim. Az açıklama mı hiç mi derseniz, açıklama olması her zaman iyidir. Çünkü öğreneceğimiz çok şey var gerçekten. Ben bu meali her hafta bir cüz olacak şekilde okumaya gayret ettim. (Ara verdiğim haftalar da oldu tabi.) Sözlü olarak da aynı cüzün tefsirini dinledim. YouTube'da çok fazla tefsir videosu var, hoşunuza giden kişilerden dinleyebilirsiniz. (Ki farklı farklı kişilerden dinlemek daha iyi oluyor, farklı bakış açıları edinirsiniz.) Anlama açısından çok daha iyi oldu. Allah (CC) imanımızı kalbimizde sabit kılsın. Araştırarak, öğrenerek, bunları uygulayarak yaşamayı nasip etsin inşallah. İyi okumalar dilerim..
Tefsirli Kur'an Meali Kur'an-ı Hakim ve Meal-i KerimHasan Basri Çantay · Risale Yayınları · 2017144 okunma
Geçmiş Günü Elerken - Kadir Mısıroğlu..
Puan vermedi·208 syf.··
2026 17. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2026 23:16
Kadir Mısıroğlu'nun hatıratını okumaya başladım. Kendi adıma kıymetli bilgiler edindim. Rahmetli tipik bir Trabzon insanı. Mutasavvıf bir ailede yetişen Mısıroğlu kitabın girişinde annesi, babası, dedesi ve nenesinden; Trabzon'daki çevresinden, Trabzon'un tarihinden önemli kesitler sunuyor. Mesela bu tarihi bilgilerden birisi Trabzon'un iki önemli valisinden birisi Giritli Sırrı Paşa. Zannediyorum bu vali rahmetli Şehit Bayram Ali Öztürk Hoca'nın da mezuniyet tezini yazdığı Giritli Sırrı Paşa ile aynı şahıs. Bu da benim kendi hikayemin bir parçası... Kadir Mısıroğlu 4 yaşına kadar yürüyememiş daha sonra bir dilencinin tarif ettiği tedavi yöntemiyle beraber yürümeye başlıyor. Kadir gecesinde doğan Mısıroğlu'na dedesinden dolayı Paşa, kadir gecesinden dolayı da Kadir ismi konulmuş. Etrafında kötü gördüğü şeyleri şiir yazarak hicivle tenkit eden Mısıroğlu bizim Hazreti Fatih Yılmaz'a benziyor. Bahçelerinde yetişen incirleri satarak kitap satın alıp okuyan Kadır Mısıroğlu bahçedeki karaağacın üstüne çıkıp şiirler okuyup nutuk çekermiş. O hitabet kalitesinin nereden geldiğini şimdi daha iyi anlıyoruz. Bir şeye çocukluktan başlamak insanları büyüdükçe bambaşka bir kapasiteye getiriyor. Bunun bir benzerini de yine çocukluğunu Trabzon'da geçiren Erbakan Hoca'nın büyüdükleri konakta oyunlar icad edip oyunlar kurması paralar basması ilerleyen senelerde kendisini bir lider olarak görmemizi pekiştiren hareketler olarak görüyoruz. İyi bir lider ve iyi bir hatip aslında kendini çocukken belli ediyor da denebilir tabii.. Kadir Mısıroğlu Futbol hakkında şunu söylüyor: "Şu yaşa kadar topa ne elim ve ne de ayağım değmiştir. Hayatta hiçbir maçı seyretmiş adam da değilim. Hatta televizyonda bile!.. Çocukluğumdan itibaren evimizde top menfur ilân edilmişti. Çünkü babamın ilk gençlik
Edebiyat
Geçmiş Günü Elerken - 1Kadir Mısıroğlu · Sebil Yayınevi · 2014437 okunma
Selamünaleyküm Rahmatullahi ve Bereketühü
10/10
·765 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
103 günde okudu
·
Okunma: 11 Nisan 2026 19:59
Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem'den başlayıp Ubeyde Bin umeyr'e kadar devam eden 61 bölüm vardır hem hadis-i şerifler hem de rivayetli sözler bulunmaktadır. Aşağıya kimlerin sözlerinin olduğu kimlerin geçtiğini de yazacağım inşâAllah. Kitap boyunca gözüm hep Zeyd Bin harise'yi aradı çünkü Zeyd Bin Harise Peygamber efendimizin peygamberlikten önce de yanında bulunduğu çocuklardan biridir. Ve Zeyd Bin Harise'nin çocukluğu Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin yanında geçmiştir. Ama kitapta Zeyd Bin hariseye ait ne bir söz ne de başka bir şeye denk gelmedim. Onun haricinde diğer peygamberlerimizin sözüne ve sahabelerin sözüne yer verilmiş çok hoşuma gitti daha önce hiç duymadığım şeyler okudum ve insanı düşündüren şeylerdi bunlar. Okumanızı öneriyorum isterseniz okuyun tabii. Kitabın isimlere ayrılmış bölümleri bu şekilde: 1. RASULULLAH (S.A.V) 2. YUNUS (AS) 3. SÜLEYMAN (A.S) 4. EYYUB (A.S) 5. ADEM (A.S) 6. LOKMAN (AS) 7. NUH (A.S) 8. İSA (A.S) 9. MUSA (A.S) 10. DAVUD (A.S) 11.MUSA (A.S) 12.ÍSA (A.S) 13. İBRAHİM (A.S) 14. YUSUF (A.S) 15. EYYUB (A.S) 16. SÜLEYMAN (A.S) 17.İSA (A.S) 18. DAVUD (A.S) 19. EBU BEKR ES-SIDDIK 20. ÖMER B. HATTAB 21.OSMAN B. AFFAN 22.ALI B. EBİ TALİB 23. EBÛ'D-DERDA
Kitabu'z ZühdAhmed Bin Hanbel · Neda Yayınları · 2020125 okunma
Ebu’l-Hasan Harakani’de Fakr Kavramı
10/10
··
Beğendi
Kur’an ve hadislerde geçen “Fakr” kavramının iki ayrı anlamda kullanıldığı gö- rülmektedir. Bunlardan biri “suret fakirliği” de denilen “maddî fakirlik”, diğeri ise “manevî fakirlik”tir. 1. Maddî Fakirlik veya Suret Fakirliği: İhtiyaç duyulan mala ve eşyaya malik ve sahip olmamak demektir. Kur’an’daki: “Ganimet malları, yurtlarından ve mallarından uzaklaştırılan fakir muhacirlerin- dir” 5 , ayeti ve benzer ayetlerde anlatılan fakrdır. Bu anlamdaki fakirlik hadislerde de: “Fakr, insanı nerede ise küfre düşürecekti.”6 “Fakirlik, iki cihanda yüzkarasıdır.”7 İfadeleriyle anlatılmakta ve bu manada gönle sıkıntı veren fakirliğin makbul olmadığı ifade buyrulmaktadır. Tasavvufa konu olan fakr ise bu tür fakirlik değil, manevi fakirliktir. 2- Manevî Fakirlik: Kulun kendinde varlık görmemesi, herşeyi Hakk’a irca etmesi, şahsının, amelinin, hal ve makamının Allah’ın lütfu olduğunu kabul etmesidir. Kur’an’daki: “Ey insanlar, siz Allah’a karşı fakir; yani muhtaçsınız. Allah ise ganîdir; yani herşeyden müstağni- dir.”8 ve “Allah ganîdir; siz fakirlersiniz; yani O’na muhtaçsınız.”9 ayetleri bu anlamda- ki fakrı anlatmaktadır. Peygamber Efendimiz, “Fakr, benim medar-ı iftiharımdır.” 10 buyurmaktadır. Yine başka bir hadis-i şerifinde “Allah’ım beni fakir yaşat, fakir öldür ve fakirlerle haşret!”11; Allah’ım beni sana karşı muhtaç (fakir) kılarak müstağni eyle, kendinden başkasına muhtaç (fakîr) etme!12 buyurmuştur. Bu hadisler manevi fakr anlamında kullanılmıştır. Kulun Allah’a muhtaç olması demek olan fakirlik, elbette fakiri de zengini de kapsar. Bu anlamıyla fakir ve fukara, malı olmayan anlamına değil, “sufî ve derviş” manasına gelir. Bu yüzden eskiden şeyhler kendilerine “Hadimu’l-fukara” (Fakirlerin hizmetkârı) derlerdi. İlk sufîler “yoksulluk” anlamına gelen fakr ile
Fakrın MakamlarıEbül - Hasan Harakani · Büyüyenay Yayınları · 201718 okunma
Reklam
Reklam