Özür dileyenleri Allah için affedin.
Şöyle ki bir adam Bâbil halkı arasında isyan etmişti. Sonra cayıp pişman oldu.. (O dönemde Bâbil bölgesinde islam devletine karşı bir ayaklanma isyan çıkmış ve bu adam da o isyana katılmış) “Rum diyârına gidip nöbet tutacağım” dedi. (Adam, Müslümanların iç savaşına ve fitnesine karışarak işlediği bu günahı telafi etmek, kendini affettirmek istemişti) Onu bundan sakındırır mısın? Ya Hasan-ı Basrî? “Hayır” dedi. (Geçmişte isyana katıldığı için onu sınır boyuna gitmekten, bu hayırlı işi yapmaktan alı mı koyalım? Ona engel mi olalım?)
Bilindiği gibi, Ömer b. Abdülaziz dört raşid halifeden sonra idarecilerin en faziletlisidir. Zekeriyya b. Yahya et-Taî’nin, amcası Zecr b. Huseyn’den naklen haber verdiğine göre, Ömer b. Abdülaziz, Hasan-ı Basrî’ye yazdığı bir mektupta: “Bana, Allah’ın emirlerinde kendisinden istifade edip yardım göreceğim kimseleri göster,” diye ricada bulunmuş, Hasan-ı Basrî de cevaben şunları yazmıştır: “Gerçek din ehline gelince, onlar seninle olmak istemezler. Dünya ehlini de sen istemezsin. Fakat sen şeref sahibi asil kimseleri yanında bulundur. Çünkü onlar, şereflerini ona hıyanetlikle kirletmekten korurlar.”
Sayfa 29 - Sayfa 27,28 - Semerkand Yayıncılık, 3. Baskı, Eylül 2004 (Çev: Yakup Çiçek ve Dilaver Selvi)·Kitabı okuyor
Reklam
İbnu Mesud derdi ki: “İlim, çokça rivayetlerde bulunmak değildir. İlim ancak Allah’a karşı haşyet/korku içinde olmaktır." ¹ Hasan-ı Basrî demiştir ki: “İstediğiniz kadar ilim öğreniniz. Vallahi, öğrendiklerinizle amel etmedikçe Allah-u Teâlâ size sevap vermez. Aklı düşük kimselerin bütün gayreti rivayetle meşgul olmaktır. Gerçek alimlerin gayreti ise, ilmin gereğine göre amel etmektir.” Yine Hasan-ı Basrî demiştir ki: “Allah sadece söz ve nakille uğraşana değer vermez. O ancak anlayış ve dirayet sahibine kıymet verir.” Ebu Husayn demiştir ki: “Zamanımızdaki insanlardan birisi, önüne gelen bir meselede hemen fetva verir. Hâlbuki, eğer o mesele Ömer b. Hattab’a gelseydi, onu hâlletmek için bütün Bedir ehlini toplar, hükmünü onlara sorardı.” Bir başkası da: “Zamanımızda insanlardan bazısına bir mesele sorulunca, hemen fetva verir. Hâlbuki aynı mesele Bedir ehline sorulacak olsaydı, hemen hüküm vermek onlara ağır gelirdi,” demiştir. ________________________ ¹ İbnu Abdilber, Beyani'l-İlm, II, 25.
Sayfa 24 - Semerkand Yayıncılık, 3. Baskı, Eylül 2004 (Çev: Yakup Çiçek ve Dilaver Selvi)·Kitabı okuyor
Hasan Basri demiştir ki: “Bizden ileride gelen kimseler Kur’ân’ı, kendilerine Allah tarafından yazılmış bir mektup bilirlerdi. Akşamları Kur’ân okur, ders edinir, gündüzün onları düşünür, amel ederlerdi. Siz ise Kur’ân’ın harflerini ve i’râbını okuyup düzeltmeyi âdet edinmişsiniz. Ama onun buyruklarını basit sanıyorsunuz.”
Alıntı
Hasan-ı Basri der ki; Sana dedikodu getiren, senin de dedikodunu yapar.
"Dilini koruyamayan kimse dinini de anlayamamıştır." (Hasan-ı Basri)
Reklam
Reklam