Abdullah b. Mesud şöyle demiştir:
Allah (Subhanehu ve Teâla)'nın “Ey iman edenler!” dediğini işittiğinde ona kulak kesil. Zira O, ya bir hayrı emrediyor ya da bir şerri yasaklıyordur.
İslam'ın siyasal bir güç olarak ortaya çıkmasından dolayı şer güçler İslam'a karşı bozuk bir din anlayışını ortaya atmışlardır. Tasavvuf ağırlıklı olan bu din anlayışı, İslam'ın yerine geçirilmeye çalışılmakta ve bozuk din anlayışı laik sistemden her türlü övgüyü almaktadır. Hâkimiyet amacındaki gerçek İslam'ı irtica olarak niteleyen laik sistemin tasavvuf anlayışına karşı son derece ılımlı yaklaşması oldukça dikkat çekicidir.
“Bugün halka bakıyorsunuz; geçmişte ilahlık taslayan Firavun’a lanet okuyor ama bugün onun gibi ilahlık taslayan yöneticilerin peşinden gidiyor, Firavun hükümeti gibi yasalar çıkaran hükümetlerin tarafgirliğini yapıyorlar.”
Özgürlük dendiğinde bugünkü gibi orada burada göğüslerini, bacaklarını açmak anlaşılmamalıdır. Bu sadece ruhsal bir çöküntü, aristokrasi ve özgürlük adı altında vücuda tapınmaktır.