"Sorarlardı bazen, duyardı: Neden şiirlerin hep böyle yağmura amade? Dedi ki şair, gönlüm neredeyse, şiirlerim de o cihette. Oradaki herkes gibi gönlü hasretteydi, uzaklardaydı."
Her insan kanatlarıyla doğar; bembeyaz tüyleri, gergin nizamı vardır. Sonra birtakım sebepler, bu kanatları kırarlar. Oysa hâlâ oradadır ve onları derhal iyileştirmek gerekir. Rüzgara kapılmak, ummana uçmak gerekir! Aksi vaziyetse beşere yüktür. Çünkü ayak bileklerine çivili prangalar kırılır da akla geçen zincirin keskisi yok. Onların bilekleri değil, zihinleri tutukluydu...
İnsan alışır oğlum, zamanla her şeye alışır. Günaha, belaya, yokluğa ve vakti gelir, ölüme bile alışır. Çünkü insanın en kesin hakikatlerinden birisi de budur.
İnsanın neyden yaratıldığı, zor koşullarda ortaya çıkar esasında. Ezsen ve öğütsen veya eritsen her şey yok olur, geriye yalnız kalbi kalır. Kalpti geriye kalanları, başka sermayeleri yoktu.