Bir nefes tükendiğinde gerçekte ölen kimdi? Mevta mı, yoksa geride kalanlar ölülerdi? Kim kimin ardından ağıtlar yakmalı? Kim kimin ardından nihayetsiz bir hasrete savrulur da kalırdı?
İnsan, bir ölünün hasretine saplanırsa aslında ölen kendisidir.
Zahir aldatır, örter manayı; bir biçim ile kırk sicim hakikati saklar içinde. Fakat inebilirsen derine, duyabilirsen sesini ve görebilirsen şayet, ne yüce saadet...
Sabırla tahammül aynı manaya gelmez. Sabır, tevekkülün evladıdır; rahmani bir mertebe gibi nihayet bayramdır. Lakin tahammül, yük sırtlanmak demektir. Bir hamal gibi derdi, tasayı, öfkeyi ve emeli gittiğin yere kendinle birlikte götürmek demektir.