Yoksa bu mütevazılığı, iftihara mı denkti?
Çoğu erkek, kadınları söylediği sözcüklerle tavlar ama... diye düşündü kadın. Bu genç adam söylemedikleriyle tavlıyor. Nereden öğrendi bu gizli tekniği acaba?
'"Tamam işte, evlen diyorum."
"Ama istemediğim birisiyle nasıl evlenebilirim ki?"
"Şaka yapıyor olmalısın. İnsanlar ağaç kütüğüyle, buzdolabıyla bile evlenebilir. Evlilik dediğin şey bir insan icadıdır, bu iş insanının istediğini yapabildiği bir alana düştüğü için istek ya da arzu gerektirmez. En azından bir asırdır, insanlar arzularıyla hareket etmeyi unutmuştur.
Kadınları asla sevemediği halde, sadece kadınları sevme kararı almış birisi olarak ben bu oğlanı sevecek olursam eğer, o bir erkek olsa bile bir kadına; yani tarifi güç bir çirkinlikteki, belirsiz bir yaratığa dönüştürmez mi? Aşk, maşuku sevilmeyecek bir şekle bürümez mi zaten?
Nasıl bir ev ? Nasıl bir atmosfer? Yaşayan ve nefes alan , sorgulayan sorgulatan, anlamından çok yaşatan. İçine çeken ama aynı zamanda kovan. Tüm karakterlerin önüne geçmiş , onları yaşatan ve öğüten. Sarkan örümcek ağları ile onları eve bağlayan. Psikolojik yoğunluğu ve melankolik yapısı ile zorlayan bir eser.
Peki , çaresizce orada bulunanlar ; o evde yaşayanlar yaşamlarını “bir yer” uğruna feda mı ediyorlar. Aykırı karakterler , yerini bulmamış deha , hayal ve hayat kırıklıkları , tesadüfler de cabası …
Savaş sonrası İspanya ‘sının durumunu yansıtan eserin kadın anlatıcı gözü ile aktarılması ; ayrıntıların daha belirgin olmasını sağlaması açısından çok önemli.
Kimlik mi, özgürlük arayışı mı? Özgür olmayanın kimliği olur mu?
Kısa ama etkileyici bir anlatı.
Size güzel kitaplar öneren arkadaşlarınız olsun.
Sevgiler