Borges her zaman âşıktı. Duyguları nadiren karşılık görmüştü ve bu onun ömrü boyunca acı çekmesine neden oldu. Anlattığı acı değildi, aşktan bahsederken de başarılı sayılmazdı. Yapıtlarında her iki duygudan da çok az söz edilmektedir. Yaradılışında bulunmakla beraber, aşk onun malzemesi değildi.
Yoksa bu mütevazılığı, iftihara mı denkti?
Çoğu erkek, kadınları söylediği sözcüklerle tavlar ama... diye düşündü kadın. Bu genç adam söylemedikleriyle tavlıyor. Nereden öğrendi bu gizli tekniği acaba?
'"Tamam işte, evlen diyorum."
"Ama istemediğim birisiyle nasıl evlenebilirim ki?"
"Şaka yapıyor olmalısın. İnsanlar ağaç kütüğüyle, buzdolabıyla bile evlenebilir. Evlilik dediğin şey bir insan icadıdır, bu iş insanının istediğini yapabildiği bir alana düştüğü için istek ya da arzu gerektirmez. En azından bir asırdır, insanlar arzularıyla hareket etmeyi unutmuştur.
Kadınları asla sevemediği halde, sadece kadınları sevme kararı almış birisi olarak ben bu oğlanı sevecek olursam eğer, o bir erkek olsa bile bir kadına; yani tarifi güç bir çirkinlikteki, belirsiz bir yaratığa dönüştürmez mi? Aşk, maşuku sevilmeyecek bir şekle bürümez mi zaten?