Ferzan Özpetek, üçüncü romanı Saklı Yürek ile okurlarını yine o çok sevdiğimiz "Özpetek evrenine" davet ediyor: Bol sofralı dostluklar, Roma’nın büyülü sokakları, yıllara meydan okuyan sırlar ve kalbin en derininde saklanan o ilk aşk.
Ferzan Özpetek bu romanda, okuru bir "okuyucu" olmaktan çıkarıp bir "izleyici"ye dönüştürüyor. Roma sadece bir fon değil; yaşayan, nefes alan ve karakterlerin yalnızlığını paylaşan bir figür gibi. Dar sokaklar, loş ışıklı apartman girişleri ve o meşhur kalabalık sofralar; yönetmenin filmlerinden aşina olduğumuz o "melankolik neşe" halini kitaba da ustalıkla zerk ediyor.
Bu kitap, hızlıca okunup bitirilecek bir olay örgüsünden ziyade, sindirilerek hissedilecek bir atmosfer sunuyor. Eğer bir pazar öğleden sonrasını Roma’nın ruhuna dokunarak geçirmek isterseniz, Saklı Yürek doğru tercih.