Işıklar Söndüğünde, Navessa Allen tarafından yazılmış, karanlık romantizm ve psikolojik gerilim unsurlarını bir araya getiren yoğun bir hikâye. Kitap özellikle takıntılı aşk, travmalar, saplantı ve tehlikeli çekim temaları etrafında ilerliyor. Hikâye boyunca romantizmle birlikte sürekli bir tehdit hissi ve psikolojik gerilim atmosferi korunuyor.
Kitabın merkezinde genç bir kadın olan Aly Cappellucci ile gizemli ve karanlık bir adam olan Josh Hammond bulunuyor. Aly dışarıdan normal bir hayat sürmeye çalışan biri gibi görünse de aslında geçmişinden gelen korkular, güvensizlikler ve yalnızlık hissiyle mücadele etmektedir. Özellikle hayatında sürekli kontrol altında tutulmuş hissetmesi, onun insanlarla yakın ilişki kurmasını zorlaştırmıştır. Josh ise ilk başta son derece gizemli, tehlikeli ve hatta rahatsız edici bir karakter olarak tanıtılır. Aly’ye karşı duyduğu ilgi normal bir hoşlantının çok ötesindedir; Josh onu uzun süredir uzaktan takip etmekte, alışkanlıklarını bilmekte ve hayatına fark ettirmeden dahil olmaktadır.
Hikâye Aly’nin, yaşadığı bölgede kadınları hedef alan tehlikeli olaylarla ilgili korku hissetmeye başlamasıyla daha da gerilir. Aly kendisini sürekli izleniyormuş gibi hissetmektedir ve bu his tamamen yanlış değildir çünkü Josh gerçekten de onun hayatını gölge gibi takip etmektedir. Ancak Josh’un Aly’ye yaklaşımı karmaşıktır; bir yandan onu korumaya çalışırken diğer yandan ona karşı sağlıksız bir saplantı geliştirmiştir. Josh’un geçmişi de oldukça karanlıktır. Çocukluk travmaları, şiddet dolu deneyimleri ve psikolojik olarak hasarlı yapısı onun normal ilişkiler kurmasını engellemiştir. Aly’ye bağlanması zamanla bir ihtiyaç hâline gelir.
Kitabın büyük kısmında Aly, Josh’tan hem korkar hem de ona karşı açıklayamadığı bir çekim hisseder. Josh’un karanlık