Puan vermedi
Violaine’yi tebrik ediyorum. Cesarettir annesinin hayatını bütün çıplaklığıyla dünyaya sunmak. Aynı zamanda başarıdır da bütün hisleri okuyucuya geçirecek bir anlatı diline sahip olmak. Kitabın sonunda ağlamak üzereydim. Violaine Huisman’ın bu otobiyografik metni hem çok güçlü hem çok yoğun. Okurken birçok duyguyu aynı anda yaşıyorsunuz. Üç bölümden oluşan kitabın üç bölümü de birbirinden tamamen farklı gibi görünse de her bölüm bir diğerinin tamamlayıcısı. İlk bölümde depresif bozukluğu bir anne ile beraber iki kız çocuğu- Violaine ve ablası Elsa’yı tanıyoruz. Bu bölümde Violaine, annelerini her koşulda sevdiklerini ve onunla yaşamanın yollarını öğrendiklerini aktarıyor. Anneye bol bol kızdığımız bölüm tam da buralar. Öyle sahneler var ki bu da mı diyerek küçük şoklar geçiriyorsunuz. İkinci bölüme geçtiğimizde ise annenin Catherine olduğunu öğrenip doğumundan itibaren kendisini tanıyoruz. Hasarlı ebeveynleri ile tanışıyoruz. Yüksek albenisi ile hayatında ilişkilerinin bolca çeşitlendiğini öğrendiğimiz bu aykırı kadın Catherine’ye artık bambaşka gözle bakmaya başlıyoruz. Kızları doğduktan sonra annelik yükünün altında ezildikçe nasıl değişmeye başladığını da bu bölümde aydınlatıyoruz. Son bölüme geçtiğimizde ise Catherine intihar etmiştir. Kızların artık yetişkin kadınlar olarak hala anneleri ile bağlantıda kaldıklarını öğrenip annelerinin son isteğini yerine getirme çabalarına tanıklık ediyoruz. Kızların anne sevgisinden yoksun kaldıklarını düşündürten bu hayat hikayesinde ikisinin de hiçbir nefret veya öfke belirtisi göstermeden annelerine nasıl da sahip çıkıyor oluşları bu hikayenin kesinlikle can alıcı çelişkisi. Annelerini davranışlarından muaf görmeleri kızların olgunluğundan mıdır yoksa bir tür bağımlıklıktan mıdır oralar meçhul. Ebeveynler ile ilgili
Annenin KitabıViolaine Huisman · Siren Yayınları · 202590 okunma
Kitap özetidir.
5/10
·456 syf.··
Beğendi
·
2026 15. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 12 Nisan 2026 00:00
Işıklar Söndüğünde, Navessa Allen tarafından yazılmış, karanlık romantizm ve psikolojik gerilim unsurlarını bir araya getiren yoğun bir hikâye. Kitap özellikle takıntılı aşk, travmalar, saplantı ve tehlikeli çekim temaları etrafında ilerliyor. Hikâye boyunca romantizmle birlikte sürekli bir tehdit hissi ve psikolojik gerilim atmosferi korunuyor. Kitabın merkezinde genç bir kadın olan Aly Cappellucci ile gizemli ve karanlık bir adam olan Josh Hammond bulunuyor. Aly dışarıdan normal bir hayat sürmeye çalışan biri gibi görünse de aslında geçmişinden gelen korkular, güvensizlikler ve yalnızlık hissiyle mücadele etmektedir. Özellikle hayatında sürekli kontrol altında tutulmuş hissetmesi, onun insanlarla yakın ilişki kurmasını zorlaştırmıştır. Josh ise ilk başta son derece gizemli, tehlikeli ve hatta rahatsız edici bir karakter olarak tanıtılır. Aly’ye karşı duyduğu ilgi normal bir hoşlantının çok ötesindedir; Josh onu uzun süredir uzaktan takip etmekte, alışkanlıklarını bilmekte ve hayatına fark ettirmeden dahil olmaktadır. Hikâye Aly’nin, yaşadığı bölgede kadınları hedef alan tehlikeli olaylarla ilgili korku hissetmeye başlamasıyla daha da gerilir. Aly kendisini sürekli izleniyormuş gibi hissetmektedir ve bu his tamamen yanlış değildir çünkü Josh gerçekten de onun hayatını gölge gibi takip etmektedir. Ancak Josh’un Aly’ye yaklaşımı karmaşıktır; bir yandan onu korumaya çalışırken diğer yandan ona karşı sağlıksız bir saplantı geliştirmiştir. Josh’un geçmişi de oldukça karanlıktır. Çocukluk travmaları, şiddet dolu deneyimleri ve psikolojik olarak hasarlı yapısı onun normal ilişkiler kurmasını engellemiştir. Aly’ye bağlanması zamanla bir ihtiyaç hâline gelir. Kitabın büyük kısmında Aly, Josh’tan hem korkar hem de ona karşı açıklayamadığı bir çekim hisseder. Josh’un karanlık
Işıklar SöndüğündeNavessa Allen · İndigo Kitap · 2025561 okunma
Reklam
10/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2026 22:30
Gerçekten çok beğendiğim bir seri oldu. Uzun zamandır hiç bir kitapta fuyhu bu kadar geçmemişti bana. Tabi bu, kitabın aşırı romantik veya duygusal olduğundan değil. Fakat karakterlerin çektiği acı ve çok daha fazlası bana geçmiş durumda. O yüzden belki de arka arkaya okuyabiliyorum. Son kitabq geçerken yine merakta kalacağımız bir yerde bitti kitap. Elder ve Pim gerçekten birbirini bulmuş hasarlı yürekler. Bu da beni onlara çeken en büyük etken. İkisinin yaşadıkları çok farklı acılar fakat ortak bir paydada birbirlerine iyi geliyorlar. Ya da belki sadece Pim'e. Çünkü Elder cephesinde kitabın sonunda ne kadar zor olduğunu görmüş olduk. Sanırım onun iyileşmesi biraz daha karmaşık ve zor olacak. Merak içindeyim.
1000Kitap
HundredsPepper Winters · Createspace Independent Publishing Platform · 201782 okunma
7/10
·400 syf.··
2026 57. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 03 Mayıs 2026 22:36
Hasarlı ve kırık bir ilişkiyi geride bırakan Cecilia, toparlanmak için çocukluğunun geçtiği kasabaya ve aile evine geri döner. Bu dönüş, onun için sadece bir kaçış değil; aynı zamanda kayıplarıyla yüzleştiği, kendini yeniden kurmaya çalıştığı bir başlangıç olur. Kasabanın o tanıdık sıcaklığı, dedikoduların hızla yayıldığı samimi ortam ve ailesinin desteğiyle yavaş yavaş kendine gelirken, hiç hesapta olmayan biri kalbinde yer edinmeye başlar. Abisinin en yakın arkadaşı Nash… Kapağını görür görmez vurulduğum o kitapla geldim. Ayracından karakter kartına kadar her detayıyla gerçekten çok hoşuma gitti. CeCe için Nash, yıllardır hayatının bir köşesinde olan ama hiç o gözle bakmadığı biri. Nash içinse CeCe, ailesi gibi gördüğü insanların kızı. Başta aralarındaki bu sınır oldukça net olsa da zamanla yerini, giderek güçlenen ve sınırları zorlayan bir çekime bırakıyor. Bu yakınlaşmanın gelişimi tam da beklediğim gibiydi; ikilinin sahnelerini okumaktan keyif aldım. Sadece hikâyenin ana akışı bana biraz yavaş geldi. Kitabın trope’larını düşününce, çok daha akıcı bir tempo yakalanabilirmiş gibi hissettirdi. Kızımızın eski nişanlısına ayrıca bir sinir oldum… İsmi her geçtiğinde gerildim resmen dldpdğdğdğx. Bir de kitabın gizemli kutusu diyebileceğim Wade karakteri var ki, hikâyesini en başından beri merak ediyordum. Meğer bir sonraki kitap onunmuş umarım fazla beklemeyiz!
Dizginleri YakalaPaisley Hope · Pukka Yayınları · 202663 okunma
"Dünya bizim değil artık."
7/10
·165 syf.··
Beğendi
·
2026 39. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 21 Nisan 2026 12:01
Hemingway sevdiğim ve kalemini beğendiğim bir yazar. Kült denilebilecek büyük eserlerini okuyarak kendisiyle tanışmış bulunmuştum ve edebiyat zevkimde hatrı sayılır bir köşeye koymuştum kendisini. Sonra adından mütevellit aldığım bu kitabını da okuyayım dedim. İçinde bir çok öykünün bulunduğu, okuması kolay, dili; sade, gündelik, anlaşılır olan hoş bir ezgi bırakan bir kitap oldu benim için. Beklentim diğer kitaplarında olduğu gibi yüksek değildi. Belki de bu sebeple kitap beni hayal kırıklığına uğrattı diyemiyorum. Olağan akıcı bir dil kullanmış tüm öykülerinde. Birbirinden bağımsız konuları ele almasına rağmen hepsinde savaşın bir şekilde izini taşıyan ve hayatlarında kadın varlığı olmayan (olanında trajik şekilde kaybettiği) erkekler ortak noktada bulunuyor. Erkeklerimiz ya savaş gazisi ya asker ya sporcu, boksör ya da boğa güreşcisi falan... Kadınların eksik olduğu hayatlara konuk oluyoruz. Şahsen anlatımı basit görünsede ben her öykünün altında vermek istediği duygunun derinliği olduğunu düşünüyorum. 'Yenilmeyen' adlı öyküsünü okurken tuhaf bir haz duydum diyebilirim. Daha önce en ufak bir fikrimin bile olmadığı boğa güreşi hakkında kaydadeğer şeyler öğrendim. Ama öykü bunun altında vazgeçmemekle vazgeçmek arasındaki savaşı çok güzel verdi. Benim için keyifli ve bilgiliydi. 'Beyaz Fillere Benzeyen Tepeler' öyküsünde bir istasyondaki çiftimizin konuşmalarına kulak veriyoruz. Vazgeçmek, sevmek, sevilmek istemek üzerine yapılan sohbetin aslında altında yatan şartları hissediyoruz. Koşulsuz sevmek mümkün müdür? "Katiller" öyküsü gerilim unsuru barındıran ve biraz tedirginlik hissi uyandıran bir öyküydü. İki katilin bir lokantada öldürmek için bir boksörü bekleyişine ortak oluyoruz. Ve ölüme teslim olmak kolay mı bunu irdeliyoruz... **"Başka Bir
Kadınsız ErkeklerErnest Hemingway · Bilgi Yayınevi · 2024739 okunma
9/10
·512 syf.··
2026 26. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 20 Nisan 2026 15:20
Yeter Ki Sen Mutlu Ol kitabının yorumu ile geldim.Bu aralar güzel kitaplar okuyorum maşallah aman nazar değmesin.Bu kitabı da bayılarak okudum.İlk olarak konusundan sonra da hislerimden bahsedeceğim. Konusu,Michelle annesini ölümüyle farklı bir hayata geçiş yapıyor.Annesinin Vermont’taki küçük pansiyonunu kız kardeşi mezun olana kadar işletmesi gerekiyor.Kendisi eşinden yeni boşanmış Seattle’da yaşayan başarılı bir reklamcı.Copper Ron’da bu pansiyonu işletirken komşusu Cliff ve kasaba halkıyla yaşadıklarını okuyoruz. Kitaba tek kelimeyle bayıldım.Hikaye 97 yılında geçiyor ,çok hoş bir nostalji oldu benim için.Michelle çok güzel bir karakterdi.Bazı çiçekler her toprakta açmaz sözü ispatı olabilir.Dıştan sert ve duvarları var gibi görünse de şans verildiğinde katmanlarından çok güzel sıyrıldı.Çok asil bir karakterdi bence.Her haline ,tavrına bayıldım.Cliff ise ahh Cliff bu kadar tatlı bir karakter olunmaz ama.Samimi ve temas bağımlısı halleri,esprili mizacı ve 10/10 babalığıyla muhteşem bir karakterdi.Aşkları başta Michelle’nin Cliff’i sürekli süzüp güya katlaması temalı giderken ,zamanla çok güzel arkadaş oldular.Sınırlar tabi bir nokta bulanıklaşsa da Michelle ‘nin kasabada kısa bir süreliğine kalacak olması çiftimizin birbirine adım atmasına engel oldu.Ama Cliff duygularını her zaman filtremeden söyledikçe ben de Michelle gibi mest olsun.Kızları çok tatlıydı,ilişkileri mükemmeldi.Cliff karakter gereği aslında hasarlı biriydi.Yani geçmişte daha kendi çocukken baba olması ve süregelen evliliğine bakınca yaşadığı şeyler gerçekten zordu.Ve karısı bir noktada kasabayı terk edip hep hayali olan büyük şehirde yaşamaya gitmiş.Eski karısına belki körkütük aşık değildi ama ayrılmayı o istediği için boşandılar.Terk edilen olsa bile kin tutmadı karısına. Onun kararına saygı
Yeter Ki Sen Mutlu OlJulie Olivia · Martı Yayınları · 202624 okunma
Reklam
Reklam