Merhaba
Kendimce yaptığım küçük bir araştırma ile toplumda oldukça tabu bir konu olan "pedofili" hakkında öğrendiğim şaşırtıcı gerçekleri paylaşmak istedim meraklı olan okuyabilir yararlı olacağını düşünüyorum. Büyük bir araştırmacı değilim hata ettiğim veya tetikleyici yazdığim bir yer olursa uyarabilirsiniz, kaynakça sonda verilmiştir<3 *Pedofili. Doğuştan mı?* Öncelikle tanımlama yapalım. Pedofili, henüz ergenliğe bile girmemiş çocuklara karşı süreğen cinsel ilgi demektir, ve sanılanın aksine belirli bir yaş aralığı yoktur. Yani "70 yaşındaki bir insanla 18 yaşındaki bir insanın ilişki yaşaması, 18 yaşındaki kişi halihazırda erginliğe ulaşmış olacağı için bir pedofili vakası değildir." (Tabii ki biz insanlar duyguları ve etik değerleri olan canlılarız bilimsel olarak pedofili olmaması etik saymanız gerektiği anlamına gelmez) *BU KİŞİLERDE:* Nörobiyolojik çalışmalarda birkaç tekrarlayan detay görülüyor; genelde bu kişilerin IQ testlerinde zeka puanları daha düşüktür, onlarda küçük doğuştan özellikler ve gelişim sapmaları daha sık görülür. MR görüntülemesinde önemli farklılıklar bulunur, öz kontrolden sorumlu bölge olan orbitofrontal kortekste gri madde hacmi azalır. Ayrıca cinsel uyarılma ile ilgili olan beynin bağlantıları da bozulmuştur. *Peki kafada böyle arızalar nereden çıkıyor?* Bunun tek bir nedeni yok. Hamilelik komplikasyonları, doğumda oksijen yetersizliği vb. şeklinde sıralayabilirim ama bunlar en basitleridir. Çünkü biyoloji işin sadece bir kısmıdır. Bir çok ceza dosyası ve araştırmada tanıdık çevresel farktörler görülüyor: aile içi şiddet, sağlıklı yakın ilişkilerin yokluğu, travmalar ve kronik yalnızlık. Ünlü bir örneği ise Çikitilo.(çocukluğunu savaşta geçirdi, birçok travmatik şiddet ve cinayete tanık oldu yalnız bir aile ve sosyal hayat yaşadı. Ve
içten hasarlı biriyim
Damaged on the inside Where do I run? See me on the outside You are the one
Hayata Dair
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Türk Dış Politikasının Sınırları
Sürdürülebilir Muğlaklığın Jeopolitiği: 2026 ABD-İran Krizi ve Ankara NATO Zirvesi Ekseninde Türk Dış Politikasının Sınırları Bu makale, 2026 yılının ilk yarısında küresel ve bölgesel düzeyde yaşanan şok dalgalarını, makroekonomik bilanço yanılsamaları ve "transaksiyonel jeopolitik" kuramı çerçevesinde incelemektedir. 28 Şubat 2026’da patlak veren ABD-İran savaşı, ardından gelen 7-8 Nisan 2026 ateşkesi ve 19 Haziran 2026’da imzalanması planlanan Cenevre Mutabakat Muhtırası (MOU), küresel jandarmalık rolünün sınırlarını netleştirmiştir. Çalışma, iktisadi sefalet içindeki bir aktörün (İran) asimetrik zafer kazanabileceğini, dünyanın en borçlu süper gücünün (ABD) ise borcu bir kaldıraç olarak kullanabileceğini tarihsel analojilerle (Osmanlı İmparatorluğu ve 16. yüzyıl İspanyası) ortaya koymaktadır. Bu küresel kırılma zemininde, 7-8 Temmuz 2026 Ankara NATO Zirvesi arifesinde Türkiye’nin "vazgeçilmez müttefik" statüsünden "kaçınılmaz ortak" konumuna geçişi ve "ipte yürüyen cambaz" metaforu üzerinden taktiksel deha ile stratejik atalet arasındaki denge tartışılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Transaksiyonel NATO, Stratejik Muğlaklık, 2026 Ankara Zirvesi, Kaçınılmaz Ortak, Yapıcı Muğlaklık. 1. Giriş ve Kuramsal Çerçeve: Bilanço Yanılsaması ve Gücün Yeniden Tanımlanması Uluslararası ilişkiler literatüründe liberal ve neorealist kuramlar, bir aktörün jeopolitik kapasitesini çoğunlukla makroekonomik rasyonalite, bütçe dengeleri ve "kusursuz bilançolar" üzerinden okuma eğilimindedir. Oysa 2026 yılının ilk yarısında küresel sistemde yaşanan asimetrik kırılmalar, bu doğrusal korelasyonun teorik bir kör nokta barındırdığını kanıtlamıştır. 21. yüzyıl jeopolitiğinde güç; kusursuz verilere sahip olmakla değil, mevcut yapısal zayıflıkları (kronik enflasyon, vekil güç yıkımı veya devasa
Siyaset
Sürdürülebilir Muğlaklığın Sınırları: 2026 ABD-İran Krizi ve Ankara NATO Zirvesi Ekseninde Türk Dış Politikası Bu makale, 2026 yılının ilk yarısında gerçekleşen ABD-İran çatışması ve ardından gelen ateşkes sürecinin küresel güvenlik mimarisine etkilerini incelemektedir. Analiz, hegemonik gücün "transaksiyonel" (al-ver odaklı) bir yapıya evrilmesini ve NATO'nun Temmuz 2026 Ankara Zirvesi arifesinde yaşadığı kimlik krizini merkeze almaktadır. Çalışma, Türkiye'nin "vazgeçilmez müttefik" konumundan "kaçınılmaz ortak" statüsüne geçişini, stratejik muğlaklık politikasının sınırlarını ve "ipte yürüyen cambaz" metaforu üzerinden orta boy aktör-büyük güç ikilemini tartışmaktadır. 1. Hegemonyanın Geri Çekilişi ve Yeni Güç Dengeleri Zbigniew Brzezinski’nin on yıllar önce dile getirdiği "İran ile yapılacak bir savaş, ABD hegemonyasının sonu olur" uyarısı, 2026 baharında ampirik bir gerçekliğe dönüşmüştür. Washington'ın küresel jandarmalık rolü, Hürmüz Boğazı'nın kapanmasıyla tetiklenen küresel enerji krizinin maliyet duvarına çarpmıştır. Ortaya çıkan tablo, ABD'nin "zafer" retoriği ile hasar kontrolü yaptığı, İran'ın ise yapısal yıkımına rağmen asimetrik bir "hayatta kalma" anlatısı inşa ettiği bir pat durumudur. Bu jeopolitik kırılmanın kronolojik gelişimi, ittifakların yeniden şekilleneceği diplomatik takvimi de belirlemiştir: Çatışmanın Patlak Vermesi 28 Şubat 2026 ABD-İran savaşının başlaması ve İran'ın asimetrik yanıt olarak Hürmüz Boğazı'ndaki ticari geçişleri hedef alarak küresel enerji piyasalarında şok yaratması. Ekonomik Yıkımın Belgelenmesi Mart 2026 BM Kalkınma Programı (UNDP) raporunun yayınlanması. Rapor, İran ekonomisinin yüksek enflasyon, altyapı hasarı ve ticari abluka nedeniyle karşılaştığı devasa yıkımı ortaya koymuştur. Pragmatik Ateşkes 7-8 Nisan
1000Kitap
Hasarlı yol kapalı olsa da beyin yan yollar inşa edebilir*
Hasarlı hücre sayısı çoksa apoptoz artabilir veya apoptoza uğra-ması gerekirken yakalanamayan hasarlı hücreler olabilir. Apoptozun isabetli ve dozunda olması önemlidir. Gece uykusuna tıka basa dolu değil aç karınla yatılırsa apoptoz çok daha isabetli yapılır. Aradan kaçan eskimiş bir hücre kalmaz. Temizlik tam olur

Ayşe Nur

@aysee_nuur
·
Sağlıklı vücutta apoptoz en iyi gece karanlıkta, melatonin zamanında ve açlıkla yapılıyor. Apoptoz gün boyunca eskiyen, hasarlanan hücrelerin gece onarım saatinde tespit edilip yok edilmesidir. Planlı yapılır. Bu normalde her gün olur. Her gün milyonlarca hücre apoptoza uğrar. Bu sayının normal değerde kalması önemlidir