Oğuzhan Hasdoğru

Oğuzhan Hasdoğru
@hasdogru

Oğuzhan Hasdoğru

, bir kitap okudu
10/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2023 158. kitabı
M. Hakan Türkçapar
8.8/10 · 961 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Canlı olmak ne demektir arayışı
9/10
·384 syf.··
Beğendi
·
2023 1. kitabı
Carl Zimmer, belki de düşünen insanın varoluşundan bu yana kafa yorduğu en temel sorulardan birini ele alıyor. Hayat nedir? Cevap ciddi şekilde bilimsel yöntemlerle yanıt arayışına gidildiğinde pek ulaşılması mümkün görünmüyor. Bu münasebetle olsa gerek Zimmer kitabının adını "Yaşamın Kıyısında" koymuş. Eserini 4 ana başlık altında planlamış, bunlar da yine bu ana tema çerçevesinde alt başlıklara ayrılmış özellikle "darwin'in akciğerleri" ve "kod metinleri" beni en çok etkileyen lomular oldu. 19 yüzyılın sonlarından günümüze kadar bu konuya kafa patlatmış biyologlar, fizikçiler, biyokimyacılar resmi geçit yapıyor. Zaman zaman yolları kesişiyor argümanların çatışmaları heyecan verici bir atmosferde sizi edebi bir üslupla popüler bilim dünyasının içine çekiyor. Metinde ana konunun fitilini fizikçi Burke'nin 1903'teki bir makalesinden bir alıntı ateşliyor. Burke' ün gözünde yaşam ile radyoaktivite arasında muazzam bir benzerlik vardı. Burke,Tıtırtılın kelebeğe dönüşmesi gibi radyum atomu da özüne ait gibi görünen bir dönüşüm geçirebiliyordu madde olarak kendini değiştiriyor -dar anlamda yaşıyor- ama hep aynı kalıyor diyordu. Yaşamın ne zaman başlayacağı ruhun bedene girişi konusunda ele alınıyor. Kimisine göre fetüsteki hareketlenme başladığında kimine göre ilk başta yaşam ilkesi harekete geçer geçmez. Ben Safiro, yaşam dölleme anında başlar görüşünü bildirir bu dini bir inanç değil bu bilimdir der. Lederberg, yumurta canlıdır ama bu insanlar gibi canlı olmak anlamına gelmez bu hücreler gibi bir canlılıktır der. Cıvık mantarlardan tardigratlara kripto biyotik canlılardan pitonlara yaşamın ve ölümün sınırında gezinen belirsizliklerle yüklü tanımlama gayretlerine şahit oluruz yaşam dünyadaki maddenin entropiye direnç gösteren ve k endi içine kapanık bir sistem olarak
İnsan ve Hayat
Yaşamın KıyısındaCarl Zimmer · Alfa Yayınları · 202322 okunma
Kod Metinleri
Crick'in çalışmaları, diğer bilim insanlarının yaşamı tanımlayış tarzları üzerinde muazzam bir etki yaptı, örneğin diğer dünyalarda yaşam olasılığının nasıl araştırılması gerektiğine ilişkin görüşlerin dile getirilmesi amacıyla 1992'de NASA tarafından örgütlenen bir toplantıda bu etki hissedilebiliyordu. Bilim insanları bazı öneriler getirmeye başlamıştı. Bazıları bir yana atılıyor, diğer bazıları birleştiriliyordu. Bu sohbet resmi toplantıda başlamış yemekte de sürdürülmüştü. Crick gibi NASA grubu da metabolizmanın zorunlu olduğu kanısındaydı ama esas olarak bunun nedeni genlerin yeni kopyalarını yapmak için gerekli materyal ve enerjiyi metabolizmanın sağlamasıydı ama yaşamda bu kopyaların mükemmel olması mümkün değildi ve evrimin belirlenebilmesi için gen kopyalarında hatalar olması ve bu hataların yaşama uyum yapma ve kuşaktan kuşağa aktarılabilen yeni biçimler ortaya çıkarma fırsatı yaratması gerekiyordu. Joyce görüşmemizde "biyolojinin kimyadan farklı olmasının nedeni bu" diyecekti. Nitekim NASA toplantısında yemeğin sonuna gelindiğinde bilim insanları fikirlerinin özünü 9 sözcükte ifade edeceklerdi: "yaşam Darwinci evrim geçirebilen, kendine yeten bir kimyasal sistemdir." Kolayca ezberlenebilen bu kısa ve öz tanım tuttu. Sanki uzay ajansı tanımı resmen onaylamış gibi insanlar bundan NASA yaşam tanımı diye söz etmeye başladılar. Bilimsel konferanslarda konuşmacıların slaytlarında artık bu kısa tanımla karşılaşıyordunuz. Tanım ders kitaplarına da girdi bu tanımı okuyan öğrencilerin meselenin bütünüyle çözüldüğünü varsaymaları doğaldı oysa durum hiç de öyle değildi öncekiler gibi NASA yaşam tanımı da canlı olarak nitelendirilen şeylerin ve canlı sayılmayan şeylerin bir listesini kapsamıyordu ve bilim insanları dikkatlerini bu dünyayı kendileriyle paylaştığımız
Sayfa 232 - Alfa·Kitabı okudu