Oğuzhan Hasdoğru

Oğuzhan Hasdoğru
@hasdogru
28 okur puanı
Ocak 2023 tarihinde katıldı
Farklı bir örnek olarak az önce bahsettiğimiz kırmızı kan hücrelerini ele alalım. Vücudumuzun açık ara en kalabalık hücre grubu. Bir insanın damarlarında dolaşan bu 25 trilyon hücreden 4 ay sonunda geriye bir tane bile canlı kalmayacak. O zaman soruyorum sana bedenimizde her saniye milyarlarca ölüm gerçekleşirken kendimizi nasıl canlı olarak tanımlayabiliriz ki? Beynimiz ve bazı özel yapılar dışında vücudumuzdaki hemen hemen tüm organ ve dokuları oluşturan hücreler sürekli ölüp yeniden yapılmaktadır. Yani bedenimizde her saniye nefes alan müthiş bir dönüşüm vardır. Hatta daha iyi anlaşılması için şöyle anlatayım. Meseleye organların tamamı üzerinden baktığında yaklaşık 7-10 yılda bir neredeyse tüm vücudunun değişmiş olduğunu söyleyebiliriz. Bunun anlamını biliyorsun değil mi? 10 yıl önceki sen teorik olarak yoksun. Çünkü seni oluşturan canlıların neredeyse tamamı öldü ve sen onları tek tek gömdün. Yerlerine sürekli yenileri geldiği için hiçbir zaman bu mucizevi dönüşümün farkında olmadın.
Sayfa 173·Kitabı okudu
Reklam
"Kırk Trilyon. Evet yanlış duymadın Falin, 40 trilyon. Sayıların belirli bir sınırı geçtiğinde algılamasının ne kadar zor olduğunu biliyorum. Yani bahsettiğim şeyin önemini ne yazık ki algılayamadın. O nedenle izin ver şöyle anlatayım. Düşünsene seni sen yapan, vücudundaki toplam hücre sayısı 30 trilyon. Yani sadece bağırsağında yaşayan mikroorganizma sayısı bile senden 10 trilyon fazla. Soruyorum sana şimdi onları görmezden gelebilir misin? Öyle minik olmalarına da sakın aldanma çünkü çoğunluğunu bakterilerin oluşturduğu bu canlılar, bağırsak ve beyin arasında bağlantı kuran vagus siniri aracılığıyla doğrudan beynimizi etkileyebilmektedir. Son dönemde bu konuda yapılan o kadar fazla araştırma var ki. Ruh halinde, yemek tercihinde, hastalıklarında, duygu durumunda ve hatta sıkı dur eş seçiminde bile doğrudan rol oynayan çılgın bakterilerden bahsediyoruz."
Sayfa 171·Kitabı okudu
"Az önce sorduğum seni, sen yapan nedir sorusuna artık farklı bir açıdan yaklaşabiliriz. Hücreler bir araya gelerek organları, organlar bir araya gelerek sistemleri, sistemler de bir araya gelerek seni oluştururlar. Yani gerçekte sen, yürüyen, oturan ya da uyuyan bir grup hücreden başka bir şey değilsin. Eğer bedenindeki her bir hücreyi tek tek saysaydık yaklaşık 30 trilyon gibi bir sayıya ulaşırdık. İşte olayın özü burada başlıyor. Sen aynaya baktığında tek bir canlı görsen de gerçekte aynaya bakan trilyonlarca canlı söz konusudur."
Sayfa 170·Kitabı okudu
"Biz ölsek bile organ ve dokularımız yaşamaya devam edecektir Falın. İnsanlar üzerini toprakla örtüp hüzün içinde mezarını terk ettiğinde hücrelerinin hâlâ canlı olması gerçekten ironiktir. Düşünsene öldükten iki gün sonra bile vücudundaki binden fazla gen hiçbir şey olmamış gibi aktiftir. Akyuvarların 60 ila 86 saat, kas hücrelerinin 14 gün, fibroblast hücrelerinin ise bir aya yakın mücadeleye devam eder. Yani senin ölmüş olsan bile bedenin hayatta kalmak için savaşmaktan vazgeçmez." Falın şaşkınlıkla dinliyordu. Hücrelerin yaşama tutunma mücadelesi gerçekten inanılmazdı. Her şey bu kadar canlıyken o zaman ölen şey tam olarak neydi? Yoksa insan ruhu dediğimiz şey 30 trilyon canlıyı etrafında tutabilen bir enerji formu muydu? Tıpkı gece küçük sinekleri etrafına toplayan ışık gibi ruh da hücreleri bir araya getiren bir melodi miydi?
Polislerin işi nedir bilmiyor musun Stevie? Polislerin varlık nedeni hiçbir şeyi olmayanların, her şeyi olanlardan bir şeyler almalarını önlemektir.
Sayfa 172·Kitabı okudu
Reklam