Zannedildiği gibi tehlikeli olan gece değil gündüzdür. Karanlıkta her şey aslına rücu eder; kurt kurtluluğuna, korkak korkaklığına. Oysa gündüz hepimizin bir parçasını inşa ettiği devasa bir tiyatro sahnesidir.
Henüz yoldan kalmaydın, üstünde mesafelerin tozu vardı. Sanki biri sana "Hayat nedir?" diye sormuş sen de Cibran'ın Ermiş'indeki El Mustafa gibi, sessizce şöyle demiştin:
Hayat bize kendini unutturanların baktığı penceredir...
Ve ben hiçbir yere ait olmadığı için bana da ait olmayan bir pazar sabahı ruhunu koca bir gün boyunca nasıl taşıyacağımı, nereye götüreceğimi, neyle eşleştireceğimi bilmiyorum.
Gövdemi yalnızca kalbime değil, aklıma da taşıtmayı öğrendiğime göre, yıllar içinde büyüyen şu borç hakkında yeni bir söz söyleyebilirim artık:
Seni, zamanla katlanmakta zorluk çektiğim bir boşluğun mağduru yapan benim...