Kendimizinki hariç her acı, bize meşru ya da gülünçlük derecesinde anlaşılır görünür; böyle olmasa, duygularımızın değişkenliği içinde tek sabit şey matem olurdu. Fakat yalnızca kendimizin matemini tutarız. Eğer etrafımızda sürünen sonsuz sayıdaki can çekişmeyi, birer gizli ölüm olan bütün hayatları sevip anlayabilseydik, acı çeken varlık sayısında kalp gerekirdi bize.
İnsan kendini Şeytan'da çok fazla bulduğu için O'na tapamaz; ondan bilerek nefret eder; kendinden yüz çevirir ve Tanrı'nın yoksul vasıflarını ayakta tutar.
Tarih, çok sayıda sorunun ve çözümün yalnızca çehrelerini değiştirmekle uğraşır. Zihnin icat ettikleri, bir dizi yeni nitelemeden ibarettir; unsurları yeniden adlandırır ya da yegane ve değişmez bir acı için daha az aşınmış sıfatlar arar.
Bütün sevinçlerinin bedelini ödeyen, bütün zevklerinin kefaretini
çeken, bütün unuttuklarının hesabını vermek zorunda olan kimseler vardır: Tek bir mutluluk için bile borçlu kalmayacaklardır. Bir haz titreyişi binbir buruklukla taçlanıvermiştir onlar için; sanki, kabul gören yumuşaklıklara onların hiç hakkı yokmuş gibi; sanki feragatleri, dünyanın hayvani dengesini tehlikeye sokuyormuş gibi... Bir manzaranın ortasında mutlu mu oldular? Eli kulağında kederler içinde buna pişman olacaklardır. Tasarıların ve düşlerinin içinde kibir mi duydular? Aşırı pozitif ıstıraplarla hizaya getirilerek, sanki bir ütopyadan uyanır gibi, çabucak kendilerine geleceklerdir.