"Eski libas gibi aşığın gönlü / söküldükten sonra dikilmez imiş" diyor türküde. Eski libasımızı muhafaza etmenin başka yolunu bilmediğimden tüm bunlar. Gönül kelimesi bu arada gerçekte bizim söylediğimiz gibi değil, Neşet ağanın söylediği söylenir. Nasıl söylendiğinin önemi var. Mesele "zor" olsa bir şekilde hallolur ama "zorumuş meğer" dersen bu dünyada hallinin yolu yok demektir. Aşığın gönlü diyordum. O gönül yırtılmasın diye bunca söz.
Bir an karşılıklı birbirimize bakıp sustuk. Seni tanımıyorum susuşuydu. İnsan tanımadığı birine yarasını açmaya korkar susuşu. Daha önce yaramı fark eden oldu ama kelimeleriyle biraz daha acıttı susuşu. İnsanlardan korkuyorum susuşu.
Bazı kadınlar herkesin ortasında ağlayamadıkları için gülerler. "Aslında şimdi ağlamak isterdim ama yapamam" gülüşüdür o. "Yüzüme gülümsemelerden bir maske takıp insanların arasına çıkıyorum" gülüşü. "Bir kere ağladım ve hiç kimse neden ağlıyorsun diye sormadı gülüşü. "Anlatmaya başladığım anda ağlarım, onun için susuyorum" gülüşü.