" Çünkü Tanrı yoksa eğer, biz evrenin en yüksek bilinç düzeyindeki yaratıklarıyız. Zamanın geçişini, insan hayatının her dakikasının değerini bir tek biz anlıyoruz. Kötülüğü, gerçek kötülüğü yapan şey ise, tek bir insanın canının alınması. Bir insanın ertesi gün, daha ertesi gün, ya da daha sonra zaten ölecek olması... önemli değil. Çünkü Tanrı yoksa, bu hayat... her saniyesi... sahip olduğumuz tek şey. "
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
" Tanrı'ya, hatta iyiliğe inancını yitiren insanlar şeytana inanmaya devam ederler. Neden bilmiyorum. Hayır, biliyorum aslında. Kötülük her zaman mümkündür. İyilikse daima zordur. "
" Dünya varoldukça yaşayabilecekken ölümün anlamı nedir? Ayrıca 'dünya durdukça', bir deyimden başka nedir ki, dünyanın ne olduğunu kim biliyor ki? İki ayrı yüzyılda yaşamış, bir yüzyılın hayallerinin öteki yüzyıl tarafından paramparça edilişini görmüş, ebediyen genç, ebediyen yaşlı olmuştum, hayalim yoktu, her anı tek başına yaşıyordum, boşlukta tik tak eden gümüş bir saat gibi: Kimsenin bakmadığı, kimseye bakmayan boyalı kadran, zarif, işlemeli akreple yelkovan, Tanrı'nın ışığı yaratmadan önce dünyayı yaratırken kullandığı ışık gibi, ışık olmayan bir ışıkla aydınlatılmış bir saat. Tik-tak, tik-tak, tik-tak, kâinat büyüklüğünde bir odada saatin şaşmazlığı. "
" Karşımda bütün tatlılığıyla, dokunulabilirliğiyle görürdüm onu, bu ışıltılı, nazik yaratık yakında yaşlanacak, yakında ölecek, elle tutulamayışlarıyla bize yalancı... yalancı bir ölümsüzlük vaat eden anları kaybedecekti yakında. Sanki doğuştan hakkımızdı, anlamını ancak orta yaşa geldiğimizde, önümüzde uzanan yıllar geride bıraktıklarımıza eşit olduğunda anlayabiliyorduk. Oysa her an, her an önce bilinmeli, sonra tadı çıkarılmalı. "