Ona anlattığım bazı sırlarımı yazmaktan çekinmemişti. Doğrusu da buydu tabii; mademki anlatmıştım, artık benden çıkmıştı. Peki ya anlatmadıklarım? Ya dünyada kimseye söylemediklerim? Onlar ne olacaktı?
Konuşmak, canlı yaratıklar arasındaki en etkisiz iletişim aracı. Dil yalan söylüyor, olanları çarpıtıyor, insanlığın hiç bıkıp usanmadığı klişeleri tekrarlıyor. Bu yüzden, insanları dinlemek onları anlamak için yeterli değil.
Sakin gökyüzü altında mezarların çevresinde şöyle bir dolandım. Fundalarla cançiçekleri arasında uçuşan pervaneleri seyrettim. Çimenler arasında soluk alan hafif rüzgarı dinledim. “İnsan nasıl olur da bu sakin yerde uyuyanların, uykularında rahat edemediklerini düşünür?” diye şaştım.