Dul analarla dolu olan şu Anadolu bir üvey nine kadar cana cefakârdır... Sen Doğu'nun kınına giremeyen bir kılıcısın; dövüle dövüle tavlanır, vurula, vurula kırılırsın. Yine her parçandan bir kıvılcım, her kıvılcımından bir şimşek çıkar. Ulu bir kuvvetin sonsuz bir ilmin var, ey Türk!..
- Doktor Bey, her kavmin yaratılışından olan ve doğal, yerli ve ayrı bir uygarlığı vardır. Her memleket başkalarının yeniliklerini öykünme ile başladığı düzene kendisinin eskiliklerine soruşturmalarla son verir. Bu durumda bir zamanki öykünmeciler, sonra gerçeğin araştırıcıları olurlar. Her ulusun uygarlığı zekâsının, gerçeğin, yaşayışının, tarihinin, geleneklerinin, coğrafi konumunun etkisi altındadır. Gerçi uygarlık geneldir. Ancak onu uygulamada yöntem başkadır.
Düşünceler karşıt olmasa bile çeşitlidir. O hâlde düşüncelerin ilerlemesi de çeşitli olmak gerekmez mi? Evrenin amacı gönenç ve düzeni sağlamadır, daha doğrusu iyiliği, güzelliği sağlamadır. Ancak bu amaca her topluluk bir başka yoldan varmaya çalışır.
Çocukluğumdan beri duyduğum, gördüğüm, okuduğum: Boğuşmak, savaşmak, vuruşmak!.. Her taraf nefret ve kan!.. Her taraf kin ve ateş!.. Niçin? Niçin memlekete bir siyah bulut çöküp doğa bütün felaketlerinin birden yasını tutmuyor? Bu hüznün sessizliği içinde olsun ruhunu dinlendirmiyor ve acılarını doya doya tatmıyor?
Ah bu vatanda her şehide bir taş dikilseydi, memleketimiz baştan başa bir kabristan kesilirdi ve bu türbelerin kandilleri için göğün yıldızları yeterli olmazdı.