Hatice Gülgen

Puan vermedi·188 syf.··
2026 1. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 24 Ocak 2026 17:46
Roman, Türkiye’nin çok partili hayata geçiş sürecinde ortaya çıkan siyasal dönüşümün kırsal yaşamdaki etkilerini ele alan toplumsal eleştiri yazısıdır. Uzun yıllar iktidarda kalan CHP’den sonra Demokrat Parti’nin seçimle iş başına gelmesi, romanda yalnızca bir iktidar değişimi olarak değil, aynı zamanda yeni bir umut söylemi ve yeni bir kandırılma biçimi olarak sunulmuş. Romanda demokrasi, bilinçli bir siyasal sistem olarak değil; “demokrasi demirkıratla gelecek” söylemiyle köylünün zihninde içeriği bilinmeyen bir kurtuluş vaadi olarak yer alıyor. Demokrasi kavramını tanımayan, anlamını bilmeyen köylü, şekerle avutulan bir çocuk gibi vaatlerle yönlendiriliyor. Rey karşılığında yol, su, minare yapılacağı; arı kredisi, inek kredisi, buzağı kredisi gibi daha adını sayamayacağım birçok krediyle ekonomik desteklerin sağlanacağı söylenir. Böylece siyaset çıkar temelli bir pazarlığa dönüşür. Oy, bir yurttaşlık hakkı değil, karşılığı hizmet olan bir şey haline gelir. Zağcıolu Köy’ünde 954 seçimde 99 oyun 99’u da DP’ye çıkmıştır. Köylünün her biri tam bir bağlılık göstermesine rağmen karşılığında gerçek bir hizmet görememektedir. Parti temsilcileri sorunları sürekli “oradan oradaya” erteleyerek köylüyü oyalarken, iktidar–halk ilişkisi sorumluluk temelinde değil, geçici çözümlere indirgenmiştir. Bazı vaatler kısmen yerine getirilmiş böylece hizmet az, umut daima canlı tutulmuştur. İcra köye dayandığında ise aynı film yeniden başlar; aynı vaatler, aynı söylemler, aynı kandırma döngüsü tekrar devreye girer. Halk yalnızca seçim dönemlerinde adam yerine koyulmuş, seçim dışı zamanlarda ise köy görünmez hâle gelmiştir. Köylü de bu işi hiçbir zaman derinlemesine düşünmez. Bir iki kişinin zihinlerinde şimşek çaksa da, köylüye bildiğini anlatmaya çalışsa da bunun kendilerine bir fayda
El Eli Yur, El De YüzüAbbas Sayar · Ötüken Neşriyat · 202161 okunma
Reklam
Puan vermedi·464 syf.··
2025 12. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 14 Ekim 2025 00:02
Salih Suruç’un iki kitaplık serisinin ilkidir. Hz. Muhammed’in Mekke Dönemi içerisinde yaşadığı olayları anlatan bir kitaptır. Kitap; Peygamberimizin doğumu, çocukluğu, peygamberlik dönemi, hicreti, Medine yılları vb. süreci kronolojik bir sırayla anlatır. Peygamberliğin gizli ve aleni davetinde çekilen sıkıntılar ve işkenceler anlatılmıştır. Peygamberin bu süreçte yanında bulunanların sabrı, inancı, dostluğu anlatılırken bunların yanı sıra müşriklerin her türlü zulme ve işkenceye kaskatı bir kalple başvurdukları da görülmektedir. Kitap tarihi bir nitelik taşısa da bazı yerlerde yazarın duygusal anlatımı ağır basmıştır.
Kâinatın Efendisi Peygamberimizin Hayatı 1 - Mekke DönemiSalih Suruç · Nesil Yayınları · 20216bin okunma
Puan vermedi·416 syf.··
2025 11. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 04 Ekim 2025 23:19
Kazım Karabekir’in Millî Mücadele döneminde arka planda tanık olduğu olayları, İstanbul Hükümeti ile Ankara arasındaki görüş ayrılıklarını, Doğu Cephesi’nde yürütülen askeri faaliyetleri ve başarılarını, Mustafa Kemal Paşa ile yaşadığı fikir ayrılıklarını anlattığı bir eseridir. Karabekir bütün olayları bi komutan tanıklığıyla anlatır ve her daim kendi ülkü ve ilkesini savunur. Ona göre İstiklal Harbi’nin komutası kendisinde olsaydı mücadelemiz bir yıl daha erken bitebilirdi. Kitapta hayretle okuduğum bölümlerden birisi de kitabın başlarında Kazım Karabekir’in anlattığı olayların bir kısmının Mustafa Kemal Atatürk tarafından yalanlanması. Kazım Karabekir, Mustafa Kemal’in faaliyetleri ile ilgili birçok şeyi yanlış ve hatalı bulur, eleştirir. Bu eleştiri genelde sert bir şekilde olur. Ona göre ne 31 Mart Ayaklanması’nda ne de Sakarya Meydan Muharebesi’nde Atatürk’ün pek bir tesiri yoktur. Ve bunun gibi anlatılabilecek pek çok olay mevcut. Konuya ilgisi olanların okumasını tavsiye ederim ancak Nutuk ile birlikte okunulduğunda olayların daha iyi anlaşılabileceği görüşündeyim.
İstiklal Harbimizin EsaslarıKazım Karabekir · Truva Yayınları · 201954 okunma
Puan vermedi·158 syf.··
2025 4. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 06 Temmuz 2025 14:47
Yaşar Kemal’in Teneke adlı romanı, Çukurova’nın bir köyünde geçen ve ağaların köylüyü nasıl ezdiğini anlatan çarpıcı bir eser. Köy halkı yıllardır çeltik ekimi yüzünden hem hastalıkla hem de yaşam alanlarının su altında kalmasıyla mücadele ediyor. Ağalar, çıkarları uğruna köylüyü hiçe sayıyor. Geçici olarak görevde olan Resul Bey ruhsat vermeyince baskılar başlıyor. Sonunda köye yeni atanan genç kaymakam Fikret Irmaklı geliyor. Başta ağaların oyunlarına kanan Fikret, zamanla halkın yaşadıklarını anlıyor ve onların yanında duruyor. Ancak bu duruşu ona pahalıya patlıyor. Kitapta dikkat çeken karakterlerden biri Kürt Memet Ali. Yıllarca eşkıyalık yapmış olsa da, köy halkının ve çocukların hakkını savunmak için her şeyi göze alıyor. Doğru bildiğini açıkça dile getiren, ağalara boyun eğmeyen bir figür. Bir diğer öne çıkan karakter ise Zeyno Kadın. Direnişiyle, inancıyla ve sözüyle halkı harekete geçiren güçlü bir kadın figürü olarak karşımıza çıkıyor. Her ikisi de sistemin çarkları arasında ezilen halkın sesi oluyor. Oyun kısmındaki bir bölüm ise gerçekliğiyle insanı sarsıyor: Kurtuluş Savaşı’nda canını ortaya koyanlar unutulurken, hiçbir emek göstermeyen ağaların madalyalarla ödüllendirilmesi çok çarpıcı. Kitap boyunca dürüst insanların nasıl yok sayıldığını, adaletin nasıl güçlülerin eline geçtiğini net bir şekilde görüyoruz. Ne kadar çaba gösterilirse gösterilsin, sonunda arkalarından teneke çalınıyor. Tenekeyi, verdiği mesajlardan dolayı beğendim. Anadolu’nun kaderini okuyup, aynı kadere yeniden düşmemek için bu kitabı herkes okumalı bence.
TenekeYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 201712,3bin okunma
Ben yaşamıyor gibi yaşamıyor gibi yaşıyorum
Puan vermedi·343 syf.··
2023 16. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Temmuz 2023 12:41
Aziz Nesin’in, Anadolu’nun kasaba yaşamlarındaki çeşitli kesimlerin politikleşme süreçlerindeki samimiyetten uzak ilişkileri olduğunu, bürokrasinin baskınlığından dolayı kamusal işlerin ötekinden berikine, berikinden diğerine aktarılıp hiçbir işin çözülmediğini, ilerleyen tek şeyin sadece zaman olduğunu anlatan hiciv çizgisindeki bir mizah romanıdır. Eserde en sıradan, basit denilebilecek olaylar bile Aziz Nesin’in kuvvetli kalemiyle birçok ders çıkarılabilecek olaylara çevrilmiştir. Sosyal düzenin bozukluğu, kamu kurumlarında yapılacak işlerin işleyişindeki aksaklıklar gülünçleştirilerek okuyuculara sunulmuştur. Gelelim eserin kısa bir özetine: Roman kahramanı olan Yaşar Yaşamaz’ın cezaevine düşmesi ve cezaevine nasıl düştüğünü koğuş arkadaşlarına anlatmaya başlamasıyla roman başlar. Yaşar Yaşamaz arkadaşlarına olayları anlattıkça olanların ne kadar trajikomik olduğu ortaya çıkıyor. Yaşar henüz 12 yaşındayken babası onu hükümet okuluna yazdırmak ister ancak Yaşar’ın nüfus kâğıdı olmadığı için kayıt yapılamaz. Nüfus müdürlüğüne yönlendirilen Yaşar ve babası olayı müdüre anlatır, müdür de kayıtlara bakarak Yaşar’ın 1915 yılı I. Dünya Savaşı’nda öldüğünü söyler, verilen hesaba göre Yaşar babasından 1 yıl, annesinden 8 yıl büyük çıkar. Kanlı canlı yaşayan Yaşar hükümete göre yaşamamaktadır. Yaşar’ın bu nüfus kâğıdının olmamasından dolayı başına gelmeyen kalmaz ama her ne hikmetse Yaşar’a yarar sağlayacak durumlarda kimlik eksikliği sorunu varken zarar verecek durumlarda kimliği soran eden bulunmamaktadır. Bu durum eserde şöyle aktarılır: “ İşte böyle ağbiler... Okula gideceğim, ölmüşsün diyorlar. Askere alacakları zaman, yaşıyorsun diyorlar. Mirasımı almak isterim, ölmüşsün derler. Babamın vergi borcunu alacakları zaman, yaşıyorsun derler. Yaşıyorsam nüfuskâğıdımı verin,
Yaşar Ne Yaşar Ne YaşamazAziz Nesin · Nesin Yayınevi · 200816,2bin okunma
Reklam