Freida McFadden’ın kaleminden çıkan bu eser, kuşkusuz yazarın şu ana kadar okuduğum en başarılı işlerinden biri. Roman, gizemini son sayfaya kadar korumayı başarırken; okuru sürekli ters köşeye yatıran, tüm tahminleri boşa çıkaran sarsıcı bir finalle son buluyor.
Psikiyatrist Dr. Hale, hastalarını şehir dışındaki gözlerden uzak malikânesinde tedavi etmektedir. Ancak bir gün, sevgilisi Luke ile buluşacağı planlanmışken esrarengiz bir şekilde ortadan kaybolur. Bu kayboluşun ardında ona şantaj yapan hastası E.J. mi vardır, yoksa hayatındaki en yakın kişi olan Luke mu?
Doktorun kayboluşunun üzerinden dört yıl geçmiştir. Yeni bir hayata adım atmak isteyen Tricia ve Ethan çifti, hayallerindeki evi ararken satışa çıkan bu ıssız malikâneye bakmaya giderler. Ancak şiddetli bir kar fırtınası, onları bu devasa evin içinde mahsur bırakır. Tricia, evin içinde bir yabancının varlığını hissederek derin bir korkuya kapılsa da eşi Ethan bu durumu görmezden gelmeyi tercih eder.
Vakit geçirmek için kitap arayan Tricia, tesadüfen evin gizli bir odasını keşfeder. Bu odada, Dr. Hale’in tüm hastalarına ait seans kasetleri saklıdır. Bu kasetler geçmişin karanlık sırlarını aydınlatmaya yetecek mi? Yoksa bu ıssız evde onları bekleyen çok daha tehlikeli sürprizler mi var? Okuyun görün derim