Bir insanla karşılaşmak, Lévinas'a göre, "bir gizem tarafından ayık tutulmak" demektir. Bugün, bir bulmaca ya da gizem olarak ötekinin bu deneyimi elimizden kayıp gitmiştir.
"İki ağız dolusu suskunluk", hiper-iletişime nazaran daha fazla yakınlık, daha fazla dil içerebilir. Suskunluk bir dildir, iletişimin gürültüsü ise bir dil değildir.
Bugün kendimizi sınırsız bir iletişime teslim ediyoruz. Dijital hiper-iletişimle neredeyse sersemlemiş durumdayız. Ancak iletişimin gürültüsü yalnızlığımızı azaltmaz. Hatta bir dil kafesi olarak bizi daha fazla yalnızlaştırır belki.
Yeni bir üretim biçimi olarak dijital iletişim, hızlanmak için tüm mesafeleri titizlikle ortadan kaldırır. Böylece her türlü koruyucu mesafe kaybolur. Hiper-iletişimde her şey her şeyle iç içe girer. İç ve dış arasındaki sınırlar da giderek daha geçişken hale gelir. Bugün, içimiz dışımıza çıkartılarak "tüm ağların ışınlarının üzerine düştüğü bir "saf yüzey" haline getiriliriz.