Evlerimizdeki kokuların az çok nesilden nesle aktarıldığını gözlemliyoruz dedik, demeye getirdik. Ev içlerinin tek sesliliğe mahkûm oluşuna karşın, hâlâ ev kokularında bir çeşitlilikten bahsetmemiz mümkün yani. Damak ve midelerimiz hakkında ne kadar muhafazakarsak, kulak ve dimağlarımız hususunda o kadar liberaliz anlamına mı geliyor bu?
Arifler, "Edebin, ekmekteki un, ibadetinse ekmekteki tuz gibi olsun" demişler. İbadeti yerine getirmekle yetinmek değil, ibadeti, ondan daha yoğun ve çok olan bir edebin içinde eritmek anlamına gelir bu.
"Biz ona şah damarından daha yakınız" ilahi ihbarındaki "biz"in kim olduğu belli. Sorun, ayetteki "o"yu üzerimize alıp almayacağımızla ilgili. Onun o denli yakın olduğu kişi kim? Peki, bu mesafesizlik içinde biz bu yakınlığın farkında mıyız? Mesele budur.