Kelimeler neden en ihtiyacımız olduğu anlarda sizi terk ediyordu?Gece yatarken uyutmuyordu o düşünceler, cümleler birbirine giriyordu da neden böyle anlarda her şey silinip gidiyordu.
"Sadece ölülerin yası tutulmaz denizkızı," diye fısıldadı. "Ölen anlarında yası tutulur. Sen ve ben hayatımız boyunca bu hüznü taşıyacağız. Yaşanmayacağıni bildiğimiz o şeylerin yasını tutacağız."
Yazarla tanışma kitabım olan bu eser, maalesef bende büyük bir hayal kırıklığı yarattı. Çok iyi kurgulanmış ve potansiyeli yüksek bir hikayenin, anlatım zayıflığı nedeniyle nasıl "yazılamadığına" şahit oldum. Yıllarını fantastik edebiyata vermiş bir okur olarak, olay örgüsünün yüzeyselliği ve aşırı hızlı ilerleyişi beni hikayeden kopardı.
Özellikle fantastik dünyaya adım atan dünyalı baş karakterin üslubu ve tavırları oldukça zorlamaydı. Şımarıkça bulduğum diyaloglar okuma keyfimi baltalarken, araya serpiştirilen ansiklopedik tanımlamalar anlatım akışını daha da düzensiz hale getirmiş. Tam aksiyona adapte olup satırlar arasında kaybolacakken, alakasız ve ciddiyetten uzak bir diyalogla karşılaşmak atmosferi tamamen dağıtıyor.
Bu kitap, 30’lu yaşlarım yerine lise yıllarımda karşıma çıksaydı belki bir şansı olabilirdi. Mevcut haliyle benim için ancak bir "reading slump" (okuma tıkanıklığı) döneminde, kafa dağıtmak için tercih edilebilecek, derinliği olmayan bir eserden öteye geçemedi.
Bazen de bir şeyi kelimelere düşünebilirdim ama gözümün önüne onu bir resim olarak asla getiremezdim: siyah ışık gibi, annemin ölümü gibi ya da sonsuzluk gibi.