Ne oluyor dendiğinde olan hiçbir zaman anlatılan, sözü edilen hatta ihsas edilen değildi. İnsanın kendisine olmasını istediğiydi. Çok üzgün olduğunu söylemek üzülmemenin tercümesiydi, perişan oldum demek hakkı ile ıstırap çekemiyorum demekti. Ve benzeri. Ama aksi, maalesef aksi hal aksi değil, aksinin aksetmesi idi.
Beklemek, bir şeyin yoluna ve haline girmesini beklemek, beklerken olacak olanın olması için gereken her türlü başka hale geçişlere, kalışlara tahammül etmek ne zor şeydi. Başı da, ortayı da, sonu da bilip beklemek ne tahammülü güç şeydi. Tanrı’nın da yaptığı bu muydu?
Kendim, kendimin yanına geçmeye hazırlanıyordum. Önce kendimi bulmam lazımdı. Ara ki bul, nerde, kim, bir ömür aramışsın şimdi mi bulacaksın? Tabi ki şimdi bulacaktım, şimdimi şimdi bulacaktım
…
İnsan her durumda kendinden bir oluşanı görür ve onun neticesini tadar.