Kitabı okumaya başladığım andan itibaren bir avukatın (özellikle davacı tarafın) vekalet alıp karşı tarafa aleyhindeki bütün delilleri ortaya koyarak haksızlığını ispatlamaya çalıştığı izlenimini aldım. Bunun nedeniyse belki Kafka'nın hukuk eğitimi almış olmasının etkisi belki de yazarın mektupta kullandığı üslup...
"Bu uçtan bakıldığında çalışanlara karşı benim özenli hatta mütevazı bir tutum sergilemem yeterli gelmezdi, daha da alttan almalıydım, “günaydın” ya da "iyi akşamlar” demekle yetinmemeli, mümkün olan her durumda, her selamlamayı ilk dile getiren ben olmalıydım. Ve ben, önemsiz kişi olan ben, eğilip, onların ayaklarını öpseydim bile, yine de sizin, efendinin, hepsinin tepesine ezici şekilde binişinizi dengeleyebilmiş olamazdım." Bu cümleleri okurken vicdanlı bir insanın başkalarının aşağılanmasından, örselenmesinden (hele ki bu eylemi gerçekleştirenlerle bir bağınız olduğunda) ne denli rahatsız olduğunun ve hatta bunu kendisine bir vicdan yükü yaptığının farkına varabilirsiniz.
Bunun yanısıra her yeni sayfada, mektubun yazılmasının üzerinden 100 yılı aşkın bir süre geçmesine rağmen günümüzde dahi aynı cehaletin, aynı psikolojik şiddetin, sırf "ebeveyn" oldukları için kendi din, ahlak ve yaşam görüşlerini ayrı bir birey olduklarını kabullenemedikleri çocuklara empoze etmeyi kendilerine hak görmenin ve hatta fiziksel şiddetin var olduğunu görmek fazlasıyla üzücü. Ülkemizde ve hatta dünyada halâ bu gibi durumlar yadsınamayacak kadar çokken bu psikolojiyi yaşayanları bir nebze de olsa anlayabileceğimiz, samimiyetle yazılmış bir kitap.
Kitabı empati kurarak okumanızı tavsiye, buraya kadar okuma zahmetinize de teşekkür ederim.