Hayatı test sürüşü gibi yaşamak, onu yaşamaya henüz karar vermemiş olmak demek. Oysa bu bizim kuruntumuz.
Bu hayat çoktan bizim oldu bile. Bu hayatı başka bir hayatın provası gibi sürdürmek en temel yanılgımız.
İşte bu duyarlık keskinliği, her işi, her bir işi tek tek değiştirmeye, o işi uhrevi yapmaya yarayan simyadır. Böyle bir eşiği geçmiş bir kimse artık bir ariftir.
O yapacağı işin nev'i yerine, yapacağı işi nasıl ve hangi niyet ve kasıtla yapacağını düşünen biridir. Çünkü onun elinde her iş uhrevidir ve dünyeviliğin sınır ötesine aittir.
Ramazan’a bu kez daha ağır bir kalple değil…
Daha sağlam bir niyetle giriyorum.
Bir ay değil sanki;
içimde yeniden kurulacak bir düzen gibi.
Dilim Kur’an’a daha çok değsin,
kalbim secdeye daha kolay varsın istiyorum.
Az da olsa kitap…
Çünkü insan bazen bir cümleyle toparlanıyor.
Bazen bir satır, içindeki dağınıklığı susturuyor.
Bu Ramazan, bende fazlalık ne varsa eksiltsin Rabbim... ne eksikse tamamlasın.
İç dünyamız arındıkça ve güzelleştikçe, arınık ve güzel olanları kendimize doğru çekebileceğiz. Kuşlar sohbete gelecekler, ceylanlar başlarını dizimize koyacaklar.