hattade

Bizi buluşturur, kendisi hakkında konuşturur, dert ya da deva olur. Kudüs'ü yok sayarak ne bugünü, ne yarını an­layabiliriz. Müslüman'ın siyasetinin ufkunda da o vardır, maneviyatının ufkunda da. Siyasetin miracı da, manevi­yatın miracı da Kudüs'e uğramak zorundadır. O zaman bir hayal daha kuralım: Bir ikindi vakti Lahorlu hacılarla oturmuşuz, Mescid-i Aksa'nın avlusundayız; bir zamanlar buralarda İsrail bayrağı dalgalanıyordu hafaza­nallah, filan diye gülüşüyoruz.
Din
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Bu kıssa bana, Müslüman hayatının istikamet kazanması yolunda, imanın sanayiden, iradenin teknolojiden, tevek­külün duble yollardan daha belirleyici olduğunu yeniden hatırlatıyor.
Sayfa 25·Kitabı okuyor
Edebiyat
Artık burası sert gücün peşinde bir dünya. Centilmenlik, nezaket, ahlaki yetkinlik, adanmışlık, ka­derle barışık yaşamak veda mektuplarını, yazar kasala­rımıza, ışıltılı arabalarımıza, çelik gökdelenlerin girişine ve ekranlara iliştirerek aramızdan ayrıldılar. Yazı bitiyor. Ve "Asıl pehlivan (buraya samuray kelime­sini koyabilirsiniz), rakibini yenen değil, öfkesini yenen­dir" sözünün sahibini hatırlamanın yeri geldi de, geçiyor.
Sayfa 22·Kitabı okuyor
Edebiyat
Cesaretin aptallıkla, kaba kuvvetin kahramanlıkla, ölçüsüzlüğün atılganlıkla karman çorman olduğu bir se­viye onlarınki.
Sayfa 19·Kitabı okuyor
Tasavvuf ve Din
Görmeyen kurtulur. Görmeyi sürdürdüğümüz sürece, bi­lelim ki gördüğümüz o şey, bizim onarılması ve terbiye edilmesi gereken niteliğimizi ifşa etmektedir. İnsan insa­nın aynasıdır. Hangi kusuru görüyorsak, bizde muğlak ve biçimsiz olarak bulunan ama içten içe bizim huzursuzlu­ğumuzun da kaynağını oluşturan şeyi görmüşüzdür.
Sayfa 17·Kitabı okuyor
Tasavvuf ve Din