Söyleyecek söz bulamıyorum.
Hava Harp Okulu öğrencilerinin 15 Temmuz darbe girişimiyle ilgili yargılandıkları Sultanbeyli davasında karar açıklandı. 116 öğrenci müebbet, üç rütbeli asker ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı.

15 Temmuz gecesi Yalova’daki kamptan ‘tatbikat var’ denilerek otobüslere bindirilerek İstanbul’a götürülen Hava Harp Okulu öğrencilerinin bir kısmının Sultanbeyli mevkiinde yolları halk tarafından kesilmiş, öğrenciler komutanlarıyla birlikte otobüslerden indirilmişlerdi.

Sivil vatandaşların tepkisiyle karşı karşıya kalan öğrenciler çatışmadan kaçarak ellerindeki silahları teslim etmişler ve polise teslim olmuşlardı.

Söz alan Hava Harp Okulu Öğrencisi E.M konuşmasına “Bu mahkeme salonuna bir bakmanızı istiyorum. Sol tarafınızda suçsuzluğumuzu bilen, gözleri yaşlı bir şekilde aylardır çıkmamızı bekleyen ailelerimiz oturuyor. Müşteki kısmının ise boş olduğunu görüyorum. Basın kısmında ise yalnızca bir kişi oturuyor. Bu tablo bile aslında tüm bu sürecin özeti niteliğinde” diyerek başladı.

“Ben masumum ve 22 aydır suçsuz bir şekilde buradayım. Umarım yarın sabah uyandığımda gözlerimi gene cezaevinde açmam” dedi.

Harbiyeli öğrenci A.B ise “Sizlere kozmosun en komik fıkrasını anlatmak istiyorum. X diye bir gezegen, Y diye bir ülke, Z diye de bir mahkeme salonu var. Avukatlar gelip diyor ki ‘Çok keskin şeyler söylemeyin ne olur ne olmaz. Müebbete razı olun, ağırlaştırılmış müebbet almayın. Bu kozmosun en komik fıkrası ama kimse gülmüyor” ifadelerini kullandı.

Avukatları tarafından duruşmada sert konuşmamaları için uyarı aldıklarını belirten öğrenciler buna kimi zaman davayla alakalı bir şey söylemeyi reddederek tepki gösterdiler, esprili cevaplar verdiler.

Bir Hava Harp Okulu öğrencisi “Galatasaray’ın şampiyonluğunu kutluyorum. Umarım finalde de Cleveland maçını izlemem mümkün olur. Yarın da Liverpool’u destekliyorum. Mahkemeyle alakalı ne diyeceğimi ben de bilmiyorum” İfadelerini kullandı.

Öğrencilerden O.Ç. söz aldığında: “İnsanlar soruyor nasıl böyle mükemmel sakalların var diye. Onlara açıklıyorum: Sakallarımı kantinden aldığım Dalin bebe şampuanıyla yıkıyorum” dedi.

Öğrencilerden E.Ö. ise şunları söyledi:

“Bizimle aynı otobüste olan üç şoför vardı. Onlar beraat ettiler. Onların bizden tek farkı otobüs sürme ehliyetlerinin olmasıydı. Beni eğer bırakırsanız söz ilk iş ben de ehliyet alacağım. Çok sevdiğim bir söz ile bitirmek istiyorum sözlerimi: Shine bright like a diamond”

Söz alan tutuklu yargılanan A.C. ise sözlerine bir fıkrayı anlatarak başlamak istediğini belirtti:

“Bir heyet yarışma düzenler. İngiliz, Alman ve Türk istihbarat birimleri arasında hangisinin daha başarılı olduğunu anlamak için. Hepsinden de ormanda bir ceylan avlayıp getirmelerini isterler. İngiliz ve Alman istihbarat birimleri yarışma sonunda öldürdükleri ceylanlarıyla birlikte gelirler. Türk istihbarat birimi de ağzı burnu kan içinde dövülmüş, hırpalanmış bir zebra getirir. Jüri ‘biz sizden ceylan istedik. Bu ne?’ diye sorunca zebra ‘vallahi ben ceylanım’ der. Bizim de zebra olduğumuz belli ancak bilmezlikten geliniyor. Herkes üç maymunu oynuyor.”

A.C sözlerine şu şekilde devam etti:

“Burada şunu öğrendim ekmek, su ne kadar gerekliyse adalet de o kadar gerekliymiş. Tolstoy’un Savaş ve Barış isimli kitabında şöyle bir cümle geçiyor. ‘Kişi yaşadıklarıyla değil yaşattıklarıyla anılırmış. Yaşattıklarını da yaşarmış.’”

Nisanur, bir alıntı ekledi.
 2 saat önce · Kitabı okuyor

Beni sozlerinizle vurabilirsiniz
Gözlerinizle yaralayanilirsiniz beni
Nefretinizle beni öldürebilirsiniz
Ama hava gibi, su gibi
Ben yine ayağa kalkacağım

Kafka Okur - Sayı 27, Kolektif (Sayfa 6)Kafka Okur - Sayı 27, Kolektif (Sayfa 6)
Kıvılcım Y., bir alıntı ekledi.
3 saat önce · Kitabı okuyor

-Ve tabi benim için-
yağmur yağar,
serpiştiren
kusan bir yağmur,
ağaçlar ve
çimler ve hava için iyi...
tek başına yaşayabilen şeyler
için.

Aşk, Charles Bukowski (Sayfa 100 - Parantez Yayınları)Aşk, Charles Bukowski (Sayfa 100 - Parantez Yayınları)
•Muhayyîr•, bir alıntı ekledi.
9 saat önce · Kitabı okuyor · Beğendi

Bu çalışkan rüzgârın ve bu cevval hizmetkârın kendi başına hiçbir hareketi yok, belki gayet Kadîr ve Alîm ve gayet Hakîm ve Kerim bir âmirin emriyle hareket eder. Güya herbir zerresi, herbir işi bilir ve o âmirin herbir emrini anlar ve dinler bir nefer gibi, hava içinde cereyan eden herbir emr-i Rabbanîyi dinler,

Tarihçe-i Hayat, Bediüzzaman Said NursîTarihçe-i Hayat, Bediüzzaman Said Nursî

Osman Konuk kaleminden Sadri Alışık sesi ile ..
Ben yine buralardayım, siz burdasınız, ötekiler burda
ötekiler
çorap, kitap, nişan yüzüğü ,gözlük kullananlar
sevimli kafası çalışan iyi insanlar
benim açlığımla beslenen
hava durumuna göre din değiştiren
boş zamanlarında acı çekenler
çoğalan
çoğala çoğala tükenenler..

DESEM Kİ

Desem ki vakitlerden bir Nisan akşamıdır,
Rüzgârların en ferahlatıcısı senden esiyor,
Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini,
Ormanların en kuytusunu sende gezmekteyim,
Senden kopardım çiçeklerin en solmazını,
Toprakların en bereketlisini sende sürdüm,
Sende tattım yemişlerin cümlesini.

Desem ki sen benim için,
Hava kadar lazım,
Ekmek kadar mübarek,
Su gibi aziz bir şeysin;
Nimettensin, nimettensin!
Desem ki...
İnan bana sevgilim inan,
Evimde şenliksin, bahçemde bahar;
Ve soframda en eski şarap.
Ben sende yaşıyorum,
Sen bende hüküm sürmektesin.
Bırak ben söyleyeyim güzelliğini,
Rüzgârlarla, nehirlerle, kuşlarla beraber.
Günlerden sonra bir gün,
Şayet sesimi farkedemezsen,
Rüzgârların, nehirlerin, kuşların sesinden,
Bil ki ölmüşüm.
Fakat yine üzülme, müsterih ol;
Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini,
Ve neden sonra
Tekrar duyduğun gün sesimi gökkubbede,
Hatırla ki mahşer günüdür
Ortalığa düşmüşüm seni arıyorum.

Cahit Sıtkı Tarancı

Metin Özdemir, bir alıntı ekledi.
 11 saat önce · Kitabı okuyor · Beğendi

Güzel, gösterişli ve ayrıcalıklıydılar. Akıllı ve güçlüydüler. Sarısalkım kuşlarının da, altınyağmur kuşlarının da; yaban kazları, leylekler, telli ve telsiz turnalar, okyanus gezginleri, ötücü kuğular gibi, büyük ve açıldığında gölgesi dağlar üzerine düşen güçlü kanatları, yorulmak bilmeyen bünyeleri ve göç için yaratılmışlıkları vardı. Tek vücut halinde, aralıksız, günlerce süren zorlu uçuşların sırrını bilir, "V" biçiminde katar tutarlardı. En güçlü olan en önde yerini alırdı, ona yakın güçtekiler ise hemen arkasında. Böylece hava aklınına karşı bir siper oluşturur, daha küçük ve daha zayıf kuşların uçuşunu kolaylaştırırlardı ve bu birkaç öncü, gücü önden arkaya doğru azalan sürüye kader olurdu.

Cam Irmağı Taş Gemi, Nazan BekiroğluCam Irmağı Taş Gemi, Nazan Bekiroğlu

“Diyelim ki, ağır ameliyatlık hastayız,
yani, beyaz masadan
bir daha kalkmamak ihtimali de var.
Duymamak mümkün değilse de
biraz erken gitmenin kederini
biz yine de güleceğiz anlatılan Betaşi fıkrasına,
hava yağmurlu mu,
diye bakacağız pencereden,
yahut da yine sabırsızlıkla bekleyeceğiz
en son ajans haberlerini.”

Ömer Faruk Gönen, Reis Bey'i inceledi.
12 saat önce · Kitabı okudu · Puan vermedi

Reis Bey: İnsandaki kötülük iktidarını döve döve pekiştirmek yerine, hohlaya hohlaya yumuşatmak.Merhamet! Hava gibi, su gibi muhtaç olduğumuz iksir... Baş aşağı bir cemiyeti,baş yukarı edecek bir kudret. Acımasızca idama götürdüğüm çocuk; bana "Buz çölünde yol alıyorsunuz." demişti. Hepimiz, bütün insanlık buz çölünde yol alıyoruz!

Desem ki
Desem ki sen benim için,
Hava kadar lazım,
Ekmek kadar mübarek,
Su gibi aziz bir şeysin;
Nimettensin, nimettensin!
Cahit Sıtkı TARANCI