Bugün içimin en derininden bir çıt sesi duydum sayende. Hani o sesinde huzur bulduğumsun ya hani, bana bıçak gibi saplanan sözler ettiğinde bile sesinle avunurdum ya hani, bugün bıçak saplamadın bana.. belki acıdın artık hadi kırıl da bırak dedin bana, belki de o kadar alıştın ki bu duruma bir üstünde buldun tatmin hissini o duygusuzca çıkan acımasız sözlerinde. Hangisi olursa olsun bu kadar değersiz hissetmemiştim ömrüm boyunca. Bir insanın sevmesi olamaz bu, hele hele bir insanın kabuğu hiç olamaz. Kabul etmiyorum artık, edemiyorum. İçimden kırdığın parça var ya acısı bile yok, kalmamış. Sanki kurumuş bir dalda, tüm yeşilliğin solmuş olduğu, canlılık ibaresi olmayan bir ağacın o son yaprağını kopardın sen. O yaprağa elini attığın an çıt edip elinde binbir parçaya dağıldı sanki... Öyle işte, acımadı o yüzden ama sesi ve hissi bir o kadar şiddetli oldu ki isyan etti o yaprak, isyan etti kalbim... Biliyorum ki ileride istersen toprağımı değiştir, istersen baştan sona buda ve bak bana yine de yeşermez bu gözeler sana. Tastamam devri bitti bu ağacın, ne gölgesi fayda eder ne gövdesi dik durur...