HavuçReçeli

HavuçReçeli
@havucreceli
Kitapların arasında kaybolmaya olduğu kadar gezerken de kaybolmaya yatkın, kahve seven.. Tarih kokan küçük sahil şehirlerinde mutlu mesut yaşayabilecek bir reçel kızıyım sadece. Kasım sonu - Aralık 2017'den sonra okuduğum kitaplar.
6/10
·160 syf.··
2018 31. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Ekim 2018 20:06
Tahsin Yücel'den beklendiği gibi bu kitabında da insanların yaşamlarıyla ilgili ince sorunlara değinilmişti. Bir insanın üzerinde kurulan beklentiler, talepler, o kişinin kendini bir engelde nasıl toparlayacağını bilememesi, ruhsal çöküşler, hayatın herkesi farklı delirtmesi belki de... Genel hatlarıyla ve gönderme yaptığı yönleriyle güzel kitap olmasına rağmen okurken bir noktada zorlayıcı ve bunaltıcı olduğunu söylemem gerekir. Sanki İlyas'ın yemeğe olan saplantısı sıkıcı bir yönden ele alınmıştı. Okurken ruhumun darlandığını hissettim, tabi ki konunun yemek üzerine - mutfak - olması gerekiyordu ama daha farklı bir kurguyla ele alınmasını isterdim.
Edebiyat
Mutfak ÇıkmazıTahsin Yücel · Can Yayınları · 2018558 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
7/10
·256 syf.··
2018 25. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2018 02:07
ZOR, kesinlikle hazır cevap olan minik bir adam. Ama bu hazır cevaplılık kesinlikle konuşmak için konuşma olarak adlandırılmamalı. Her şeye mantıklı bir cevabı olan, her resmin en ince detayına kadar fark eden ve bunu size basit bir dille ikna edici bir şekilde sunan bir Haitili cüceden bahsediyorum. Kitap elimde uzun zamandır var sanırım 2015te almıştım ama bir türlü elim gitmiyordu. Her seferinde kapağını açtığım gibi kapatıyordum ve bu sefer farklı olmasını umarak başladım kitabı okumaya ve öyle de oldu. Düşündüğümün aksine sizi genel olarak yoran bir kitap değil, benim için bahar havasıyla uyum sağlayan bir kitap oldu. Veranda da kahvenize eşlik ederken sayfaların aktığı ama her sayfada size bir şeyler sunan, düşünceleri çok ince bir şekilde işleyen bir yapıt. Zor’un dediklerine çoğunlukla katılıyorum, fikirlerini felsefi, manevi ve bilimsel şekilde kitabın kapağında da yazdığı gibi destekliyor. Ancak hemen “ay ben sıkılırım… bilimsel mi, felsefi mi…” dememek gerek. Çünkü fazla detaya girmiyor, girmesi gereken ya da sizin merakınızın arttığı yerlerde daha fazla bilgi edinebileceğiniz başka kitap-kaynakların da ismini vermiş yazarımız. Kitabın içeriği mutluluk, enerjinin gücü, değerler, Tanrı, evren, kuantum gibi geniş çaplı ve bunların geçtiği yer Joe’nun Yeri adlı bir bar. Kim barda bunları konuşur diye düşünebilirsiniz ki haklısınız, John bile bu şekilde düşünüyor. Bar için fazla ağır konuşmalar olsa da yazar bunu bile genel anlamda oturtmayı başarmış. Sevmediğim nokta ise Kuantum olayında “Yeter….” Dedirtmesi oldu. Konuyu fazla uzattığını ve kitaba biraz ara vermem gerektiğini düşündüm ancak eğer ara verirsem bir daha elime alamamaktan ve kitabın sonlarına doğru yarım kalmasından korktuğumu söylemeliyim. Yazarın kuantum fiziğine ve özellikle evren yapısına karşı
ZorRay Clements · Maya Kitap · 2014106 okunma
9/10
·173 syf.··
2017 11. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 26 Aralık 2017 15:26
Bitti.. ama neden bitti? nasıl bitti ? ne ara bitti? hani bazı kitaplar bittiği zaman böyle boşluğa düşer gibi olursunuz ya ama aynı zamanda da kafanız gövdenize ağır gelir, aklınızda 40 tilki dolaşır. Aynı o şekilde bitti. Hüzün, acı, burukluk bırakarak.. Bir ailenin üç kuşak kadınlarının hikayelerini farklı yönleriyle, neden delirdiklerini - sonuçlarını size uzun bir rüya misali anlatıyor. İlk 45 - 50 sayfa da kişiler, hikayeler biraz karışıyor. Odaklanma evresi olabiliyor ve genel olarak bu sıralarda kitap yavaş ilerliyor. Ancak sonrasında ne ara bittiğini anlayamıyorsunuz. Sabiha, Sezin, Füsun, Semiş.. Hayatın zorlukları karşısında delirmekte çare bulan kadınlar. Gizemli 33 yaş.. belki biraz soya çekim belki genel kadın hayatının zorlukları. Hayatımızda eksikliğini düşündüğümüz şeyleri tamamlamaya çalışırken, aslında o eksikliğe nasılda dönüştüğümüzü anlatan bir aile. Güzelliğe takıntılı olan Sabiha, çocuklarını bile güzel olduğu için sevdiğini düşünenler.. peki Sabiha neden bu kadar takıntılı güzelliğe? Annesinin deliliğinden ve sevgi eksikliğinden uzaklaşmaya yeminli Sezin.. neden Semiş'e bu kadar sevgisi varken Füsun bu denli hüzünlü ve yalnız?.. Peki ya Füsun, hep kendini değersiz gören Füsun.. aşk mı?teyze mi? dayı mı? yoksa en önemlisi Efsun mu?.. Kitap bittiğinde bende bittim düşüncesi, bir bira mı içsem dürtüsüne dönüşerek bir başıma kaldım.
Edebiyat
KabukZeynep Kaçar · Sel Yayıncılık · 20181,642 okunma
10/10
·184 syf.··
2017 6. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 17 Aralık 2017 00:00
Amin Maalouf ile tanışmamı sağlayan kitabı. Aslında Semerkant ile bu serüvene başlamak istiyordum ama kitabı aradığım sahafta kalmamıştı, benimde gözüme Doğu’nun Limanları çarpmıştı kitap sanki hadi gel beni oku der gibiydi. Konunun Adana’da başladığını görmemle düşünmeden almam bir oldu, ki iyi ki olmuş. Amin Maalouf’u tanımak için çok güzel bir eser. Dili yalın, açık ve oldukça akıcı… Altı çizilecek bir sürü cümlelerle harmanlanmış, doğunun gerçeklerini, tarihi, dostlukları, acıyı, aileyi birebir kitabın baş karakteri İsyan tarafından (Adı bile özetliyor birçok şeyi) anlatılmasına tanıklık ediyorsunuz. Gittikçe yabacılaşan, düşmanlaşan milletlerin arasında tüm gücüyle Müslüman – Ermeni – Yahudi harmanlaması ile oluşan bir aile.. Kitabın akıcılığından bahsettiğim gibi her geçen sayfada duygularınız da o akıcılıkla eş değerde ilerliyor. Kitabı bitirdiğimde kitaba bakarak uzaklara dalarak nice İsyan gibi olan aileleri, acıları, sevdaları düşünmeden alamadım… İçimde yaşadığım duygu geçişleri bir an beni hapsetti.. Okunması gereken çok değerli bir eserdi.
Edebiyat
Doğu'nun LimanlarıAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202640,2bin okunma
9/10
·108 syf.··
2017 5. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 16 Aralık 2017 21:01
Bir kitap duyguları ancak bu kadar güzel tasvir edebilir. 102 sayfalık kısa gibi gelebilecek bir eser olmasına rağmen anlatılanlar o kadar ince bir dille yazılmış ki, gözleriniz doluyor, burukluk oluşuyor.. Çocuk olmanın nasıl saf, günahsız bir şey olduğunu görüyoruz. Barış... Seni bu kadar geç tanıdığım için özür dilerim. Senin hikayene tanıklık ederken mektupları ben İnci'ye götürmek istedim. Senin çocukken yaşadığın tutsaklığı görmek, benim özgürlüğümü boğazıma dizdi. Barışın bu güzel masumiyetine tanıklık etmelisiniz. Hediye edilmesi gereken ve tekrar tekrar okunabilecek bir eser.
Edebiyat
Uçurtmayı VurmasınlarFeride Çiçekoğlu · Can Yayınları · 202417,3bin okunma