“Aklımı aldın.”
Güldü. “Aklını, kalbini, her şeyini almak istiyorum.
“Bilmiyor musun?” diye sordum.
“Neyi?” diye sordu o da parmaklarıyla tenimi severken.
“Zaten hepsini çoktan aldığını.”
“Hani yaralanmayacaktın? Yaralanırsan bir yara da ben açarım demedim mi sana?”
“Açtın zaten. Kalbimde yıllardır açılmamış bir yara açtın ve kabuk tutmasına izin vermiyorsun. Kandıkça kanıyor ve durmuyor. Kabuklaşması için çabalıyorum ama o yara inatla kanamaya devam ediyor. Varlığını oraya kazıyor, izlerini bırakıyor.”