İnsanın dedi Kaderi ve kederi Hep avuçlarında Haydi tutsana…
Aşk
Haydi namaza🌹
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Deneme yazıyorken akla gelen güzel bir konu sizlerle:)
​Aile; bakmakla yükümlü olduğu hane halkı anlamına gelir. Peki bakmak sadece yiyip içmekten ya da ihtiyacını karşılamaktan mı ibarettir? Ya da ihtiyaçlar, bir aile olmanın getirdiği sorumluluklar mıdır? Biz aile oluyoruz ama ailenin içinde olamıyoruz. Şimdi diyeceksiniz ki: "Aile oluyorsak nasıl içinde değiliz ki?" Aile olmak demek emek demek, fedakarlık demek... İçinde olmak için de bu duyguları hissetmemiz ve hissettirmemiz gerek... ​Şöyle düşünelim: Bir beyaz kağıda ip baskısı yapıyoruz. Sen o ipi hangi renge boyarsan kağıda o renk çıkar ve şekli için uğraştığın kadar bir görsel kendini gösterir. Aile de bunun gibidir. Rengini ve şeklini boyalardan alan resim, ailesinin terbiyesini de karakterini de yine kendi kumaşından alır. Atalarımız şöyle demiş, çok da güzel demiş: "Armut dalının dibine düşer." Eee, portakal dibine düşecek değil ya... İşte aile de böyledir, o yüzden yetiştirmek bir o kadar önem arz eder. ​Haydi gelelim yetiştirmeye... Yahu ağaca su verirsen o da yetişir... Yetiştirmek öyle "su vereyim de bırakayım" demek değildir... Hepimize düşen görevler, sorumluluklar vardır. Bazen hatta görünmez pelerinleri giymemiz gerekebilir. Çünkü aile demek fedakarlık demektir. Yetiştirmek; "güzel okullarda okutayım, iyi yerlerde çalıştırayım" demek de değildir... O da gereklidir ama toplumumuz o kadar yobazlaşmış ki çocuk yetiştirmeyi sadece okutmaktan ya da iyi üniversitelere, iyi mesleklere yönlendirmekten ibaret sayıyor... Yapamayınca da olmayınca da "Sen de çok beceriksizsin" tabiri takılıyor... Ne kötü bir kelime! Her çocuğun bir becerisi vardır. ​Peki sen hiç çocuğunun hayallerini sordun mu? Ya da hayallerine ortak oldun mu? Ben söyleyeyim: Hayır. Sen sadece çevreden gelen sözlere kulak kabartttın. Ve başarısıyla övünen, başarısızlığıyla kendini kaybeden bir
"göklerin ve yerin hududundan geçip gitmeye gücünüz yetiyorsa, haydi geçin gidin bakalım" rahman 33. çoğu kez sıkışmış hissediyorum. geçip gidemiyorum. kalakaldım..
O SENİ UNUTMUUUSSSSS SENN UNUTAMAMIŞSAAAANNNN Yükseksadakat-Haydi gel içelim
uzun yazdım, kısa anla.
...miğferim kırık, ağır darbe yedim kafama; çatlaktır inceden düşüncelerim.. şen şakrak yanım mızrakla vuruldu, durdu akıl! kovalamıyor sanki akrep, yelkovanı.. tahtaları eksiliyor hep bir yanımın, delilerden cevaz aldım ve akıllıca çektim hep bir köşede acımı.. ne ektiysem biçemedim, üzerime sürdüler biçer döveri; bir bilsen ne çok dayak yedim, ne çok dövüldüm şiirler de.. sürgün yedim yaşımdan fazla, yaş'ım yetmedi yaşayamadıklarıma; ben bilmem hangi coğrafyanın taşı daha iyi basılır bağra.. aradım hurdacı misali eskileri eksikliklerimi bağıra çağıra, eksilere düştü hava da; bir türlü güneşi doğuramadım ağrılarıma.. yüreği çeken kağnımın tekeri kırıldı, tek başıma kalınca anladım; bazı acılar tek yaşanır. ve taşlanır şeytan, vesveseyi alan insanlar tarafından; çelişki çok, ilişkiler yok denecek kadar çok. sen açlığıma ver, ben tokluğuna;
Şiir