Bin Dokuz Yüz Seksen Dört:
Bir İnsanlık Karabasanı
geçmişin, düşünmenin, dilin, başkaldırının, aşkın yok edildiği bir toplumda yaşanan insanlık karabasanyla yüz yüze getirir bizi. Bu karabasanın ürkünç labirentinde yolumuzu ararken, içinde yaşadığımız gerçek dünyanın önyargıları, hoşgörüsüzlükleri, bağnazlıkları, baskı ve zorbalıkları, kayıtsızlık ve hoşgörülerini çıkarır karşımıza.
okurken zaman zaman sıkıldığımı söylemeden geçemeyeceğim fakat çok zekice bir kurgusu vardı. son kısımlardı okurken her ne kadar içim acısa ve sonu hakkında da olumlu yorum yapamasam da genel olarak sevdiğim bi kitap oldu.
karakterin yaşadığı acı ve yalnızlık duru ve akıcı bi şekilde anlatılmış. aslında karakterin yalnızlık evliliğin içinde bi yalnızlık. saygı çerçevesinde yaşamayı kabul etmiş, etmek zorunda kalmış.
başta bir yas hikayesi gibi görünse de aslında yeniden doğuş hikayesi. kişinin kendisini bulması için zaman ve mekanın önemi yok. ailemiz olarak gördüğümüz kişilerle kan bağına ihtiyacımız yok. bazen sadece bize iyi gelen şeyleri yapmalı, iyi gelen insanlarla tanışmamız gerek.
cesaret, ilham veren bir kitap. duygusal olarak bi yolculuktu, okurken keyif aldım.
uzun zamandır susuyordu ama o suskunluğun içinde her şeyi çözmüştü.
okurken devamını merak ettirdi ve kalbimi ziyadesiyle kırdı :( dostluk ve ihanetin aynı cümle içinde olması çok üzücü.