• Küçük çocukta en yüksek noktasında utanma noksanlığı vardır, çocukluk yıllarında dikkatini üreme kısımları üzerine çevirerek bedenini keşfetmekten eşsiz bir haz duyar.
    Sigmund Freud
    Sayfa 58 - Say Yayınları
  • Anı yaşamak, hazzı iliklerinde hissetmek varken neden duraklamıştı? Buna Fuat’ın tutukluğu sebep olmuştu. Birazdan Mine’de ipler kopabilirdi. Keşfetmeye çalıştığı Fuat'ın kabarıklığı onu oldukça etkilemişti. Kumaşın altındaki sola doğru yerleşmiş, kavramakta zorlanacağı kadar kalın bu silahı bırakmak istemiyordu. O sırada Fuat elini Mine’nin göğüslerine, oradan göğüs dekoltesinin içine sokmaya başlamıştı. Dokunmakla daha da kabaran göğüs uçlarını kıyafetini esneterek görmek ve öpmek istiyordu. Mine keşfetmekten ve keşfedilmekten büyük haz alırken acele etmek istemiyordu. Fuat Mine’nin bir göğsünün ucunu dekoltesinden çıkaracakken, Mine eliyle Fuat’ın başını aşağıya iki göğsünün birleştiği noktaya gömdürdü. Kendini koklamasını, teninin yumuşaklığını, iki memesinin dolgunluğunu hissetmesi sağladı. Pamuk gibi yumuşak ve beyaz göğüs dekoltesine, köprücük kemiğine, boynuna küçük öpücükler konduruyordu. En son omzuna bir öpücük kondurduktan sonra tekrar öpüşmeye başladılar. Birbirlerinin yüzüne, boynuna, omuzlarına yumuşak hareketlerle dokunuyorlardı. Fuat tekrar Minenin elini kabarıklığına dokundurdu, sanki daha da sertleşmişti ya da dokunmadığı birkaç dakikada Mine’ye öyle gelmişti. Çok merak ediyordu. Pantolonun altından hissedebildiği kadarıyla oldukça büyük ve kalın bir şeyle karşılaşacağını düşünüyordu. Çünkü Mine için büyüklük kendi egosunu tatmin etmesi için çok önemliydi. Önemli olan her ne kadar işlevi olsa da hem uzun süre ayakta kalabilecek hem de iri gözünü tatmin edebileceği resmen âşık olabileceği bir erkeklik istiyordu idealindeki adamda. Bu yüzden de çok merak ediyordu. Bir erkeğe âşık olabilmesi için onun erkekliğini sevmesi, ona zevk vermesi ve iktidarını benimsetmesi gerekiyordu.
  • Yeni geliştirilen "cüce buğday" türü, vahşi ve saldırgan bir gluten yapısı meydana getirdi.
    Genetiğine müdahale edilmiş buğday yiyen insanoğlunun DNA'sında kimsenin öngöremeyeceği değişiklikler olabileceği belirtiliyor. Tehlikenin farkında mısınız? İki dilim buğday ekmeğinin, kan şekerini 2 yemek kaşığı şekerden daha fazla yükseltebileceğinin farkında mısınız?
    Gluten günümüz neslinin tütünüdür, zehiridir.
    GDO'lu buğday, içeriğindeki karbonhidrat bileşeni olan "amilopektin A" yüzünden kan şekerini hızla yükseltiyor. Neden? Glisemik indeksi çok yüksek de ondan! Çay şekerinin glisemik indeksi 59 iken, buğday ekmeğinin glisemik indeksi 72.
    ABD'li kardiyolog William R.Davis "Buğday Göbeği" kitabında buğdayın mükemmel bir zehir olduğunu yazdı. Hibrit buğdaydaki amilopektin A maddesi toz şekerden bile hızlı kan şekerini yükseltip, şeker metabolizmasıyla oynayarak, açlık hissi yaratarak kalp ve şeker hastalıklarına sebep oluyor.
    -Buğday yendikten 90 dakika sonra kan şekeri tavan yapıyor.
    -Bunun üzerine beyin pankreasa emir veriyor.
    -Aşırı yükselen kan şekerini düşürmek için bol miktarda insülin salgılanıyor.
    -İnsülin salgısı kan şekerini düşürüyor. Kan şekerinin düşmesi iki saat sürüyor.
    Yani buğday ürünlerini yedikten iki saat sonra tekrar acıkılıyor ve bunun üzerine tekrar yemek yeniyor. Bunun sürekli tekrarı sonucunda kilo alınıyor ve kan insülin seviyesi sürekli yüksek kalıyor.
    Daima insülin uyarısına maruz kalan hücrelerde insülin direnci gelişiyor ve insülin hormonu yağ yapımını arttırıyor. Ardından glukoz metabolizması bozuluyor ve çok geçmeden tip 2 diyabet hastalığı başlıyor.
    En sık duyduğumuz şudur: "Ekmeksiz hiçbir tat alamıyorum." Davis bunu şöyle açıklıyor: "Buğdayın beynimize yaptığı tam olarak şudur: Buğday sindirildiğinde açığa çıkan morfin benzeri bileşen olan beynin opioid reseptörlerine tutunur. Bu da vücutta keyif verici madde etkisi yaparak haz duygusu yaratır."
    Gıda üreticilerinin yiyeceklere mümkün olduğunca fazla gluten koymalarının sebebini anlıyor musunuz? Sizi bağımlı yaparak yavaş yavaş öldürüyorlar!
  • Çocuğun dudaklarının erojen bölge rolü oynadığını ve sıcak süt akışının neden olduğu uyarmanın haz doğurduğunu söyleyeceğiz.
    Sigmund Freud
    Sayfa 51 - Say Yayınları
  • Öncelikle kitabı bir günde okuyup bitirdim. Gereksiz ayrıntıdan uzak sade ve hoş bir anlatımı var. Herkesin severek okuyacağını düşünüyorum.
    Taktığımız onca maskeler; kendimizi kabul ettirmek unutulmamak küçücük bir iz bırakmak için yapılan onca şey.. Söylediğimiz yalanlara kendimizin bile inanıyor oluşu kendimizi kandırmaktan duyduğumuz haz hatta kendimizi kandırdığımızın farkında bile olmayışlarımız... Insanların gözünde nasıl göründüğümüz o kadar önemli ki bunun için hayatımızı bir yalan üzerine kurar o yalana inanır ve o yalanın bozulmaması uğruna canımızı dahi veririz. Bir çöküşün öyküsü böyle bir çöküşü anlatıyor. Insanın unutulma korkusunu yaşayarak unutulmaktansa ölerek hatırlanmayı seçen bir yaşamın çöküşünü anlatıyor. Başkalarının gözünde ne ise odur bazıları. Ve bu yüzden başkalarının düşünceleri öldürür onları üstelik henüz nefes alırken.
  • İlk günah! İltihabi bir hastalık gibi yeryüzünü ve yaşamı kirletti.Biz bunu yaptık kendi varliğimizla yaptık.Yalan söylemeyi öğrendik yalanın tadını aldık. Hemen sonra haz doğdu haz bizde kıskançlıgi doğurdu. Kıskançlıkta zalimliği... Sonra utancin ne olduğunu öğrendik utancı fazilet haline getirdik. Şeref duygusu doğdu bizde sonra hüznü öğrendik sonra acıya heves ettik ve hakikatın ancak acıyla elde edileceğini söyledik.Cani olduktan sonra adaleti icat ettik onu muhafaza etmek için kanunlar dikta ettik kanunlara riayet edilmesini sağlamak için bunları kurumsallaştirdik...bunu biz yapıyoruz ilk günah yaratan yartiklar olan Bizler...