Cevap bekler gibi, meydan okur gibi sustu. Bense, ancak: - Bütün bunların hepsi laf, diyebildim. Duraklamadan: Her şey laftan ibaret zaten, dedi; çünkü her şey ancak lafla muhafaza edilebilir. Bir haz kırıntısını, bir tek kelimeciği, ancak sığdırabildiğimiz bir saniyeye olsun sahip miyiz? Mevcut olan sadece mazidir, bizim olan sadece mazidir; çünkü biz hatırlıyor ve onu sonradan istediğimiz gibi yoğurarak malımız yapabiliyoruz.. ve artık onu bizden hiçbir şey söküp alamıyor, kaderi yalnız bize tabi kalıyor. Son bir gayretle, bütün ikna kabiliyetimi toplamağa çalışarak konuştum: Şimdi de paradoks mu? Sen, bana, "hayır" derken niçin ağladığını söyliyebilir misin.. bundan başkası bana vız gelir. O her ümidi eriten gülümseyişi ile: - Ben, zannettiğin gibi, aşkı bırakışıma değil, bilākis, o aşk uğruna silkip atıverdiğim ömrüm için ağladım, dedi ve artık başka hiçbir şey demedi.
Sayfa 51·Kitabı okuyor
“İnsanlar artık yalanan ağızlar, pençeler arıyor yüzlerine, ellerine bakarken.” “Oysa işçiler, gecenin işçileri oldukları için, güpegündüz görünmezler sokaklarda.”
Sayfa 31·Kitabı okuyor
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Seksle kafayı bozmuş bir çağ, aynı zamanda haz kaybının ve aseksüelliğin arttığı bir çağ olabilir mi?
Hazzın küçümsenmesi bile, eğer kendi kendimizi alıştırırsak, bize mutluluk verebilir. Nasıl haz içinde yaşamaya alışmış kişiler, yaşamlarını değiştirmeleri gerektiğinde acı çekiyorlarsa, zorlu şeylere tahammül etme yönünde talim görmüş kişiler de hazları rahatlıkla küçük görürler.
Alıntı
"Geçmişte yaşarken andan haz almamız ne mümkün? Geleceği düşerken geçmişin acılarını taşımanın ne gereği var?"
Sayfa 110·Kitabı okudu
Böylece düşünce, varlığın anlamından ve aslından haber veren bir elçiyken, artık kendisinden başka hiçbir şeye işaret etmeyen, amacı sadece mutluluk vermek, haz sağlamak olan, her daim bizim ve çevremizin çıkarlarını koruması gereken bir hizmetçi, köle durumuna gelmiştir. Bu nedenle de insan, mekanik bir ruhun/zihnin arzu ve ihtiyaçlarını, onu kızdırmadan, zorlamadan tatmin etmek için türlü türlü taktikler arayan bir tamahkâra dönüşmüştür. Düşünceyse bu haz oyununun kölesi olmuştur. Efendisini memnun etmek için durmadan çabalayan ve bir türlü ona yaranamayarak sürekli azarlansa da çaresizce hizmet etmeye devam eden bir köle... Gelgelelim, bu da başarılamamıştır. Aradığı o kalıcı memnuniyete kavuşamamıştır insan. Aksine, talepleri sürekli değişip arttığı için aradığı memnuniyet hâli bir türlü ortaya çıkamamıştır. İnsan zaman zaman buna yollar bulsa da her yeni yolun sonunda onu bekleyen şey yeni talepler olmuş; iç dünyasına bitmeyen arzular, hevesler ve hayal kırıklıkları doluşmuştur. Sonunda biriktirdiği sermaye, hep öfke ve üzüntüyle çarpan bir kalp ve hiç bitmeyen bir sayıklamaya benzer kaygılardır.
Sayfa 8