Gözümden kalbime akan, kelimenin tam anlamıyla ruhuma işleyen o muazzam başucu kitabımla geldim size! İskender Pala’dan şimdiye kadar üç kitap okudum ama net söylüyorum; favorim, kalbimin birincisi kesinlikle bu oldu.O kadar dolu dolu, o kadar derin bir eser ki söze nereden başlayacağımı inanılmaz derecede şaşırmış durumdayım.
Özellikle "Siyer kitaplar beni yorar" diyenler ya da okumaya yeni başlangıç yapanlar varsa bu kitaba hiç düşünmeden şans versin. Çünkü dili o kadar akıcı ki, sayfalar resmen su gibi akıp gidiyor, sizi asla sıkmıyor. En büyüleyici kısmı ise olayları bir bülbülün gözünden okuyor oluşumuz... Ben bu anlatım tarzına kelimenin tam anlamıyla bayıldım! Bu tarzı bu kadar nahif işleyebilen yazar sayısı o kadar az ki... İskender Pala bana göre bu işin piri!
Kitabı okurken kalbimin ritmi kaç kere değişti bilmiyorum. Çok ağladığım yerler oldu ama hele o son sayfayı bitirdiğim an resmen salya sümük ağladım... "Keşke hiç bitmeseydi" dediğim için bilerek yavaş yavaş, sindire sindire okudum. Size de tavsiyem acele etmeden, her cümlenin tadını çıkararak okumanız.
Yıllar yıllar önce yaşanan o kutlu olayları ve İslam için verilen o muazzam mücadeleyi okumak beni manevi olarak derinden sarstı. Aslında bu tarz kitaplara yorum yaparken yanlış veya eksik bir şey söylerim diye inanılmaz korkuyorum, kelimelerimi seçmekte zorlanıyorum... Ama sadece şunu söyleyebilirim: Bu kitabı bu dünyada herkes okumalı.Bugün yaşadığımız hayatı ve geçmişteki o büyük fedakarlıkları düşününce insan ister istemez kendini derin bir sorgulama içinde buluyor. İslam’ı yaşarken belki tam anlamıyla dört dörtlük olamıyoruz ama bu kitap insana "En azından elinden gelenin en iyisini yapmalısın" duygusunu o kadar güzel aşılıyor ki... Kalbinize dokunacak bir yolculuk için mutlaka kitaplığınıza ekleyin