Pişmanlığa dair Spinoza'dan Kant ve Nietzsche'ye kadar yapılmış tüm bu açıklama ve suçlamalar büyük hatalar içermektedir. Pişmanlık ne gereksiz manevi bir yüktür ne de kendini kandırmadır. Zihinsel bir karmaşanın semptomu olmadığı gibi insan ruhunun geçip gitmiş olanı değiştirmeye yönelik manasız bir çabası da değildir.
Pişmanlık, tüm bu iddiaların aksine, sadece ahlaki boyutuyla düşünüldüğünde bile, ruhun bir tür kendini onarma biçimi, kaybettiği güçlerini yeniden kazanmasının aslında tek yoludur.