Kainatın, sırlarla dolu en büyük kitap, insanın da o kıymetli kitabın en kıymetli cüzü olduğunu ıskalayarak, siyaseti, ideolojileri, inanç ve düşünce sistemlerini anlamaya çalışıyoruz. Bunun imkansızlığı ortadayken, her denememizde kafamızı duvara toslayıp duruyoruz. Yenilmeye doymayan pehlivan misali, sırtımız yerden kalkmıyor.
Kelimelerle konuşuyor ve fakat iletişim kuramıyoruz. Harflerin sırtına ağır bir sorumluluk yüklüyor, kendi sorumluluğumuzu, insan olmaklığımızı unutuyoruz. İki kere ikinin iletişimde de dört etmesini bekliyor, eşitliğin öte yanında dört rakamını göremediğimizde, mızıkçılık yapıp derhal oyundan çıkıyoruz.