hâdiye

Puan vermedi·492 syf.··
2019 28. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 01 Eylül 2019 11:15
Vatan hizmetine adanmış bir ömrün değerli isimler tarafından anlatıldığı kolektif bir çalışma. Hasan Ali Yücel'in hayatı, hayatına dokunduğu insanlar ve ülkeye yaptığı hizmetler; dönemin şartları, siyaset, sanat, eğitim-öğretim ve daha birçok konuda bilgi sahibi olmaya olanak sağlayan muhteşem bir kitap. Özellikle Köy Enstitüleri hakkında yapılacak olan inceleme ve araştırmalar için değerli bir kaynak. Yücel'in binbir güzel düşüncesi içerisinde en sevdiğim; kitabın ekmekle bir tutulmasını gerçekleştirici, özgür okuma saatleri düzenlemek ve her koşulda, her gün okuma fikri oldu. Yücel'e göre kurtuluşun şartları: 1.Mahkeme ve hükümet organlarında "Namus" ve "Adalet". 2.Devlet işlerinde milletten gizli bir noktanın bulunmaması. 3.İftiralara ve haksızlıklara yol açan, muhatabı meçhul arkadan muamelelerin kalkması; suçların açık, suçlulukların ancak mahkemelerde yargılanır olması; savunmasız hiçbir vatandaşın hiçbir hükme konu olmaması. 4.Okuryazarlığın yüzde yüz gerçekleşmesi ile başlayacak medeni seviyeye yükselmesi. 5.Müspet bilimin ve aklın her türlü düşüncelere hakim olması. 6.Müslümanlığın asıl kaynaklarına gidilerek milletçe ne olduğunun anlaşılması. 7.Atatürk devrimlerinin sarsılmaz prensipler olarak günün iktidarlarınca samimi surette kabul edilmesi. 8.Türk milletinde, yeniden bir kurtarıcı aramama bilincinin uyanması. 9.Bu şartların gerçekleşmesini düzenleyecek bir anayasa ve ona göre kurulacak normal demokratik idare... 10.Bugün ve her zaman Türk aydınına düşen başlıca görev, düşündüğünü düşündüğü gibi söyleyip yazmaktır. Bu kadarına cesareti yoksa susmak! İtikadımca, başımıza gelen belaların kaynağı, aydınların düşündüklerinden gayrısını söyleyip yazmalarıdır. (Kocabaş, s. 78) Bu derinlikteki bir kitap için yetersiz olan incelememsi yazıyı iki alıntı ile
Hasan Ali YücelKolektif · Kültür ve Turizm Bakanlığı · 201210 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·147 syf.··
2018 25. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2018 03:45
Yıl 1944, Ürgüp kitaplığında yeni bir kitaplık görevlisi, ortaokul mezunu bir memur, Mustafa Güzelgöz. Böyle söyleyince şatafatlı durmuyor tabii. Güzelgöz bugün hâlâ çoğu kütüphane memurunun yaptığı gibi okumak isteyene kitabını verip sonra tüm gün koltuğunda oturabilir hatta kimse gelmezse bu durumdan memnun olup vakit öldürebilir, e gelene kitap veriyoruz istediler de vermedik mi düşüncesiyle bu dünyaya bir iz bırakmadan gidebilirdi. Mustafa Güzelgöz kitaplık görevini böyle edilgin anlamadı. Bir tür etkin kitapçıydı o. Etkin kitapçı deyince ne anlıyordu? Madem yurttaşlar kitaplığa gelmiyor, o yurttaşlara gitmeli, ne yapıp ne edip kitapların okunmasını sağlamalıydı. (Sayfa 87) İlk olarak ayaktopu takımında çalıştırdığı gençleri okuttu. Ardından orta ve ilkokul öğrencilerine ulaştı. Fakat onun asıl derdi köylülerdi. Ne yapsam ne etsem diye düşündü, uğraşıp didindi ve sonunda köylere aydınlık götürmenin bir yolunu buldu. Kitapları vurdu eşeğin sırtına ve köylere kitap götürmeye başladı. Sekiz köye kitaplık açtı. Kapatılan Halkevi'nin kitaplarını kurtardı. Keçi ağılı yapılan eski Halkodaları'nı kurtarıp kitaplığa dönüştürdü. Kitaplıklara kadınlar da gelebilsin diye dikiş makinesi ve halı tezgahları sağladı, beşikler bulup koydu. Spor kulüpleri kurdu, öğretici filmler gösterdi. Onlarda kooperatifçilik sevgisini uyandırarak kalkınma başlattı. Yetmezmiş gibi bir de 1963'te Amerikan Barış Gönüllüleri Derneği’nin İnsanlığa Hizmet Ödülü'nü John Kennedy'den aldı. Ve tabii daha niceleri... Onun yaptığına kısaca, köylüye eşekle kitap ulaştırmak denebilir. Evet, bu kadar yalın. Cip yok, otomobil, otobüs yok; ama eşek ne güne duruyor? Bütçede bol bolamat yok; devletin verdiği para çok az; ama yurttaşların gönüllü katkıları ne güne duruyor? Yalnız İstanbul, Ankara'daki değil,
Edebiyat
Eşekli KütüphaneciFakir Baykurt · Literatür Yayınları · 201018,4bin okunma
Puan vermedi·240 syf.··
2018 19. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2018 05:24
Ahmed Arif'ten Leylâ Erbil'e mektuplar 1954-1959 - ve 1977'de son bir mektup - Arka kapakta yazdığı gibi "Ahmed Arif'in Leylâ Erbil'e gönderdiği mektuplar yazıldıkları dönemin entelektüel ve yayın ortamını, Ahmed Arif'in sürgün günlerini, yaşadığı siyasi baskıyı, içsel dünyasını ve en çok da aşkını tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor." Arif'in tarihsiz bir mektubunda yazdıkları maddi manevi sürgününü, yaşadığı siyasi baskıyı, kimi zaman çocuksu kimi zaman hoyrat ruh halini, onun olmayan Leylâsına bitmek tükenmek bilmeyen aşkının en güzel özeti oluvermiş: "Otuz yaşında böyle çocuksu düşler kurmamı yadırgama. Oğlunum ya! Sahi oğlun olsaydım bir düşün! Sözü hoş gelir sana ama beni doğurduğuna pişman olurdun o da başka! "İtlere köpeklere ana olaydım. Seni doğuracağıma bir batman taş doğuraydım da her gün sırtımda taşıyaydım" diye ilenir bizim buralığın anaları. Sen ne derdin kim bilir? Bir ayağı karakolda bir ayağı mapuslarda bir oğlan. Tembel hem de. Serseri hem de. İşi gücü sevmek, yanmak ve yanmak. Ama ben gene seni sevecektim, gene sana yanacaktım. Her ne hal ise neyin dersen oyum. Oğlum de, delim de, divanem de. "Höst oradan!" de, de oğlu de. İstersen bir de "yavaş gel oğlum, yasak bölge var!" de.
Şiir
Leylim LeylimAhmed Arif · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201318,7bin okunma