"Bilgi, ölüme karşı bir çeşit kutsal ilaçtır; düşünmek en gerekli ihtiyaç; hakikat, ekmeklik buğday gibi bir gıda... Bilime ve hikmete aç bir akıl, zayıf düşer. Yemeyen zihinlere de, tıpkı yemeyen midelere acıdığımız gibi acımalıyız. Ekmeksizlikten can çekişen bir vücut kadar acıklı bir şey varsa, o da aydınlığa olan açlığından ölen bir ruhtur."
19 Mayıs Pazartesi günü sabah saatlerinde Samsun’a geldi. Sandallarla Reji İskelesi’ne çıktılar. Bir heyet tarafından karşılandı çünkü resmî görevliydi. Samsun, kurtuluş mücadelesinin fitilinin ateşlendiği şehir oldu. Nitekim seneler sonra o günü anlatırken, “Ben Samsun’u ve Samsun halkını gördüğüm zaman memlekete ve millete ait bütün tasavvurlarımın, kararlarımın yerine getirilebilir olduğuna bir defa daha kuvvetle inanmıştım. Samsunluların hal ve durumlarında gördüğüm, gözlerinden okuduğum vatanseverlik, fedakârlık, ümit ve tasavvurlarımı müspet bir inanca
götürmeye yeterli olmuştu,” diyecektir. Samsun, Anadolu’ya çıkış noktasıydı. Bu tarihimizin en önemli dönüm noktalarından biridir. Atatürk de zaten Nutuk’u bu tarihten başlatır. Belki kendi doğum gününün tarihi olarak 19 Mayıs’ı seçmesi de böyle açıklanabilir