Ama unutmayın, Tanrı’nın yaptırmak istediği her şey zordur bizim için ve onun içindir ki bizi ikna etmeye çalışmaktansa buyurur. Ve Tanrı’ya itaat edersek kendimize itaatsizlik etmemiz gerekir ki Tanrı’ya itaatin zorluğu tam da burada, kendimize itaatsizlikte yatar.
Bu dünyada yoldaşlarım, parasını ödeyen günah özgürce seyahat edebilir hem de pasaportu bile olmadan; öte yandan erdem şayet fakirse her sınırda durdurulur.
İnsanın kendi körlüğüyle göz göze gelmesi katlanılabilecek bir şey olabilir miydi hiç... Olamazdı, asla olamazdı ama nasıl olursa olur yine de katlanılırdı. Ne var ki insan her şeye katlanmanın bir yolunu bulup alışıverirdi bir süre sonra. Başarırdı da bunu, ustaca. Başkalarının göremediği ne varsa hepsini sizin görmeniz çok kolaydı bir açıdan bakıldığında ama iş kendi göremediklerinizin başkaları tarafından görülmesine geldiğinde, işte o zaman birden tartınız şaşardı.
Hem en az tahammül edebildiğimiz kendimiz değil miyiz? Dünyayı bütünüyle sırtımıza yüklenmeye kalkarız, üstelik bir de herkesi sabırla taşırız bir ömür. Ne var ki kendi kendimize yük oluruz, her zaman bu yük bize ağır gelir. Biliyorsun dünyada her şeyi rayına oturtabileceğimizi sanırız ama umduğumuz gibi olmaz hiç. Kim bilir belki de hiçbir şeyin bizim sandığımız gibi rayına oturması gerekmiyordur.