Kitap olabildiğince sade ve açıklayıcı. Alan uzmanı olmayan biri tarafından rahatça okunabilir. Kitapta verilen birçok örnek OKB’li bireylere yalnız olmadığı hissini yaşatacaktır. Aşağıda paylaştığım uç denilebilecek bir örnek OKB’li bireylerin yaşamının nasıl olduğu hakkında ipuçları sunmakta. Kitabın hoşuma giden bir yönü de insana cesaret vermesi. Aynı şeyler birkaç farklı şekilde anlatılarak ısrarcı olunması ikna edici. Bir başka güzel yanı da uygulamalar sırasında karşılaşılabilecek sorunlar hakkında detaylı bilgi vermesi.
Toplumda %1-2 oranında görülen OKB’yi özellikle son dönemlerde daha çok duymaya başladık. Belki de içinde bulunduğumuz dönemin tetikleyicilik rolü yüksektir. OKB’de genetik yatkınlıkla ilgili henüz bir bulgu yok.
16 saat uyanık kalan bir insanın ortalama 4000 adet bağımsız düşüncesi vardır. (Bu oran düşünüldüğünde OKB hiç de uzak görünmüyor)
Normal insanlar %80-90 oranında takıntılı bireylerle benzer düşüncelere sahip olabiliyor.
OKB genelde 18-24 yaş aralığında başlıyor ve günde en az bir saat zaman alıyor.
Takıntısı olan bireylerin %25-35’i zorlantı kullanırken geri kalanlar ise kontrol stratejileri kullanarak takıntılarıyla baş etmeye çalışıyor.
Kitaptaki bir OKB örneği: Susan, kütüphanede çalışıyordu ve fıstık ezmeli kurabiyesini yemeye karar verdi. Kütüphaneden ayrıldıktan bir saat kadar sonra, Susan’ın aklına birdenbire şu düşünceler geldi: “Ya kurabiyemin kırıntıları masada kaldıysa ve benden sonra oraya oturan kişinin fıstığa karşı alerjisi varsa? O kişi orada herhangi bir yiyecek artığı olacağını ummaz. Ya benim kırıntılarıma dokunur ve anafilaktik şok gelişirse ve yanında ilacı yoksa ve ölürse? Bu tamamen benim hatam olur." Susan, arkasında kurabiye kırıntılarını bırakmakla ilgili “dikkatsizliği"nden ötürü sanki bir başkasının