Farklı düşünce ve eylemlere tahammül edemeyerek onları boğmaya çalışanların, aslında hakka ve hakikate karşı bir mücadele verdiklerini görürüz. Aynı zamanda ayrışmanın ve çatışmanın tarihi olan dinler tarihinin farklı düşünceleri bidat, fasıklık, zındıklık, küfür adı altında etiketleyerek hakikati nasıl boğduklarını şu ayet ifşa etmektedir:
"Bütün insanlık bir zamanlar tek bir topluluktu; sonra ayrılığa düştüler. Bunun üzerine Allah, müjdeci ve uyarıcı olsunlar ve ayrılığa düştükleri konularda hakikat aralarında hükmetsin diye elçiler gönderdi. Buna rağmen kendilerine hakikatin bütün kanıtları geldikten sonra aralarındaki hasetten dolayı ayrılığa düşenler yine bu vahyin gönderildiği kimseler oldular..."
Hakikat mutlak kurtarıcıdır. Zira arkasında Hak vardır ve en büyük suç, Hakk'ın hakikatini kendi sufli çıkarları için kullanmaktır. Kur'an hakikati batıl ile karıştırarak (İltibas) pazarlayan söz kalpazanlarına karşı insanları uyarır, hakikati gizleyerek insanlara parlatılmış geçmiş ve gelecek pazarlayan hakikat takipçisi bu yanaşık tipleri, kendilerine danışanlarla birlikte kaybetmeye mahkum insanlar olarak deşifre eder ve insanları bu hakikat suikastçılarına karşı tetikte olmaya çağırır.
Allah müminlere , cin/şeytan/iblis- adı her neyse- gibi varlıkların zarar veremeyeceğini onlar üzerinde bir tahakkümde bulunamayacağını beyan ederken,(İsra 17:62-65) , birilerinin cinlendiğini söylemesi ve bunlardan kurtulmak için cin taifesinin (cincilerin)peşinden koşması, bu şirkin günümüzdeki tezahüründen başka bir şey değildir. İnsan zihnini bu düzmece varlıklardan temizlemek Kur'an'ın sürekli ana önceliği olmuştur.