Bu ülkede içindeki çocuk utanca boğulmuş ve bunalmış o kadar insan var ki! Ben onlara "yetişkin çocuklar" diyorum. İçi çocuk ama bedenen yetişkin... Bunlar kötü insanlar değiller ama her türlü kötülüğü de yapabilirler.
Korkutmaya meraklı kişinin en büyük korkusu nedir biliyor musunuz? Kendi yetersizliği ile yüzleşmek. Bir gün gelir de ondan korkmazlarsa ne halt edeceğini bilemez çünkü...
İç tanıklığa önem veren kültürde bireyler, "Ben varım!" duygusu içerisinde sorar; "Ben ne düşünüyor, ne hissediyorum?" Akabinde ona göre "yanlış" ve "doğru"ya karar verir.
Dış tanıklığa önem veren korku kültüründe kişiye verilmiş programlar vardır. "Haydi yap!" derler. Kişi adeta askeri bir disiplin içerisindedir. İyi bir baba, iyi bir eş, iyi bir vatandaş olmak için kriterler hep dışarıda mevcuttur. Ve böylelikle bir kişinin gözlemleyebilen bilinci, "Baba ne der, anne ne der, komutan ne der, hiyerarşi ne der?" gibi soruların yanıtına bakar.
"İyi şehir; iyi bir kütüphanede çalıştıktan sonra iyi bir salonda, iyi bir tiyatro oyunu seyredebildiğin ve temsilin ardından güzel bir kafeye gidip sohbet edebildiğin şehirdir."