Bir kitabın kapak tasarımı, varsa arka kapağındaki tanıtım yazısı eğer aynı yazarın önceden okuduğumuz bir kitabı yoksa sayfaları çevirmeye başladıkça içine gireceğimiz dünyayı, tanışıp bağ kuracağımız karakterleri en azından sezdirir. K. Ishiguro’nun ilk okuduğum kitabı olan “Beni Asla Bırakma”ya başlayacağım zaman içinde olduğum beklenti buydu. Ancak ilk sayfadan itibaren kendimi hiç tanımadığım insanlarla sürecek, onların hatıralarını dinleyip kafa sallayarak onaylayacağım bir yolculuğun ortasında buluverdim. Kathy H., Ruth ve Tommy’nin olduğu bir arabaya zorla sıkış tepiş bindirilmiş gibi hissettim. Kathy devamlı konuşuyordu, o konuştukça arabada yol alırken bir yandan bilincimi yıllar önce üçünün de yolunun geçtiği Hailsham’e alıp götürüyordu. Hailsham normal insanların yatılı okul olarak anlayacağı bir mekan fakat Kathy, Ruth ve Tommy için Hailsham varoluşlarının tamamı demek. Bir okula benzeyen bu yerde diğer yatılı okullardaki gibi akademik başarı hedeflenmiyor. Burada başarının ölçütü itaatkar olmak, yaratıcı olmak ve kendine iyi bakmak. Hailsham’in öncesinde bunca çocuğun nerede yaşadığına dair en ufak bir ipucunu kitap okura sunmuyor, dahası kitap okurun bunu merak edebileceği hiç düşünülmeden kaleme alınmış gibi. Hailsham’den öncesinin karanlık oluşunun yanında Hailsham’den sonrası da yeterince detaylı anlatılmıyor ancak bu kısımda yine anlaşılabilen, akılda kavranabilen mekanlar ve olaylar var. Örneğin Hailsham’in ardından çocuklar büyüdükçe Kulübeler denilen topluca yaşam sürdükleri yerlere geçiyorlar. Kulübeler’de zamanının dolduğunu düşünenler bakıcılık eğitimi almak için buradan ayrılıyor. Hayat bir kez daha kesiştirmezse yollarını aslında burada yaşayan insanlar Kulübeler’de birbirleriyle vedalaşmış oluyorlar. Bu kesişmeler de kitabın en dramatik