Hülya

Hülya
@hdzen
мaĸro ĸiтaplar evreni içinde мiĸro oĸuмalarıм
overthinker
Ankara Hukuk
Tekirdağ
17 Ekim 2003
122 okur puanı
Haziran 2019 tarihinde katıldı
"İlim ve cehalet dört türlüdür. i. Bilmez, bilmediğini bilmez. ii. Bilir, bildiğini bilir. iii. Bilmez, bilmediğini bilir. iv. Bilir, bildiğini bilmez. Birinciden kaç; laf anlamaz, buna mürekkep cahil de denir. İkincisi âlimdir, ondan öğren. Üçüncüsüne öğret. O bilmeye ve öğrenmeye hazırdır. Dördüncüye ise hatırlat, o gaflet içindedir, farkında değil, unutmuştur."
Sayfa 88 - Destek Yayınları Edebü'd-dünya ve'd-din (Kahire, Mısır: 1316)
Reklam
İslam'da hilafet diye kutsal bir kavram yoktur. Hz. Ebu Bekir'e halife denmesi Hz. Muhammed'den sonra devletin reisi olmasındandır. Hz. Ömer halife unvanını almayı reddetmiştir. Sonraları sultanlar -otorite sahipleri- papalık makamı gibi kutsallık vermek için halifeliği tekrar gündeme getirdiler. Kur'an'da Allah insanoğlunu halife olarak yarattığını söylerken, bundan tüm insanları kastetmektedir. Bir insan ne kadar âlim ise Allah'ın hilafetinde o kadar hissesi vardır.
Sayfa 79 - Destek Yayınları
bulunduğu toplumun hayat şartları ve kültürü düzeyinde*
Kur'an'ın genel ilkeleri ve kuralları bulunmaktadır. Bunların şekli, yeri, zamanı bildirilmemiş, zaman, mekan ve uygulanışları insanlara bırakılmıştır. Hz. Muhammed bunlara dair muamele ve sözlerinde örnektir (prototiptir). O bulunduğu toplumun hayat şartları ve kültürü düzeyinde bir uygulama örneği vermiştir. Ona benzer örnekler üretilebilir ve ihtimaller ortaya konup uygulanabilir.
Sayfa 78 - Destek Yayınları
Fakihlerin dininde yani fıkıhta demokrasi yoktur, fikir hürriyeti yoktur; Müslümana din hürriyeti yoktur ve yanlış bir hilafet anlayışı vardır; sultanlık, dikdatörlük, totaliter bir din ve idare anlayışı vardır. Resmi ve gayriresmi dinî grupların ve dincilerin din dedikleri işte fakihlerin fıkhı olan bu anlayıştır.
Sayfa 77 - Destek Yayınları
Müslümanların din diye uydurdukları hükümler, fakihlerin sözleri, anlayışları ve içtihatları olup Kur'an'ın anlattığı dinden farklıdır. Çünkü Müslümanların on iki yüzyıldır uygulayageldikleri bu hükümler fakihlerin din anlayışları yani fıkıhlardır. O zamanki anlayışın sonraları değişmesi gerektiği halde hâlâ on iki yüzyıl önceki anlayışlara (fıkha) Allah'ın sözü gibi din diye sarılmak Müslüman beyinleri dondurmuş ve geri bırakmıştır. Bu 'fıkha' şeriat (din) diye sarılmak İslam toplumlarında resmi ve gayri resmi dinî kurumların ve cemaatlerin amacıdır.
Sayfa 77 - Destek Yayınları