"Felsefeden bihaber olan insan sağduyudan, çağının ya da ulusunun alışkanlık haline gelmiş inançlarından ve ölçülü bir aklın onayı ya da işbirliği olmadan kafasında gelişen kanılardan türeyen önyargılara hapsolmuş bir yaşam sürer."
Hiç geri adım atmamış olanların-hiç incelenmemiş hayat yaşayanların-yalnızca sığ olmakla kalmayıp, potansiyel olarak tehlikeli olduklarına da inanıyorum. Yirminci yüzyılın verdiği büyük ders şudur: Ne kadar "uygarlaşmış" olursa olsun insanlar ahlaki koyun olma eğilimdedir. Etrafımızdakilerin sunduğu ahlaki öncüyü sorgusuz izlemeye tehlikeli ölçüde yatkınız. Nazi Almanya'sından Ruanda'ya, körü körüne akıntıyla birlikte giden insanlar görürsünüz.
Stephen Law, The Philosophy Gym
Dönüp tuttukları notlara baktıklarında, altı çizili tuhaf sözcüklerden oluşan bir dizi karalama görürler. Altı çizili sözcüklerin anlamı tamamen buharlaşmış olabilir ve o dersin deneyimi, tuhaf bir rüya gibi hissedilebilir.
Metnin ana gövdesine bakmadan önce bir kitabın ya da makalenin bitiş sözlerini okumaktan korkmayın. Felsefe okumak, polisiye roman okumaya benzemez. Okumayı berbat etmek bir yana, yazarın nereye vardığını bilmenin argümanın yapısını anlamanıza yardım ettiğini göreceksiniz.