"Bugün bir âyet okudum ama beni rahatsız etti." diyorsanız belli ki konumunuz itibariyle âyetin bahsettiği gerçekle aykırı bir noktadasınız. İstikamet üzere olsaydınız okuduğunuzda hoşnut olacak ve âyetin ümit veren yanıyla daha fazla rahatlayacaktınız. Çünkü Allah c.c bunu haber veriyor:
فَاَمَّا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا فَزَادَتْهُمْ ا۪يمَاناً
(Bir sûre indi mi) iman edenlerin imanlarını artırır. Tevbe, 124
Kafirlerin ise sıkıntılarını artırır.
Dolayısıyla ortaya çıkan bilince, erişilen farkındalığa sahip çıkmak; havaya, suya, gıdaya sahip çıkmak kadar önemlidir. O bizim sonsuza açılacak hayatımızın ta kendisidir. Çünkü gerçek hayatın ahirette olduğunu haber veriyor Cenâb-ı Hakk: وَاِنَّ الدَّارَ الْاٰخِرَةَ لَهِيَ الْحَيَوَانُۢ "Ahiret yurduna gelince, işte odur gerçek hayat." Ankebut, 64
Deniz dalgalıyken "Aman Ya Rabbi, kurtar beni!.." diyen kimse ayağını karaya bastığında, "Bu da geldi geçti. Hep böyle olurmuş zaten. Bir de Cenâb-ı Hakk'a bir sürü söz verdik. Neyse ki söz parayla değil!" deyip geçiyorsa yaşadığı hiçbir sıkıntı onda bir kazanıma dönüşmüyor, demektir.
Yaşadığımız her tecrübe, İlahi Kudret'in hayatı her an yönettiği bilincine tutunmamızı sağlamak içindir. Bizler ancak aklederek bu gerçeği görür ve ona tutunuruz. Akletmeyi bırakırsak aşağı düşeriz ve gerçeğin farkındalığını kaybederiz.