mısıra sultan olma hedefimiz yoktu kuyudan cıksak yeter diyorduk da onu da beceremiyorum sanırım
İlk kitabımız olan Sen On Yedi Yaşımsın’ı okumaya karar verip hepimiz bir şekilde unutarak yarıda bıraksak da, yeni okuma hedefimiz olan Sam, Orada Mısın? için hepimiz çok hevesliyiz. Şimdiden her birimize iyi okumalar! 📖✨ ​Not: Aramıza katılmak isteyen olursa, kapımız her zaman açık; katılabilirsiniz.
1000Kitap
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Çocuklar Neden Yapay Zekâya Dert Anlatıyor?
🙍‍♂️Çocuklar yapay zekâ sohbet robotlarını arkadaş olarak görüyor, onlara duygusal yakınlık geliştiriyor, kendine zarar verme gibi tehlikeli davranışları normalleştiren sohbet veya terapi botlarıyla saatler geçiriyorlar. Çocukların çatışma çözme, psikolojik dayanıklılık, empati gibi becerileri kazandığı gelişimsel dönemlerinde, yapay zekâ dünyası giderek gerçek insan etkileşiminin yerini alıyor. Bazı köşe yazılarını bir kez okur geçerim. Gazeteleri kâğıttan okuduğumuz, dijital dönüşüm öncesinde klasik habercilik reflekslerinin son güçlü dönemi olan o güzel yıllarda, Radikal ve Referans’taki bazı köşe yazılarını ise kesip dosyaladığım olmuştur. Dönüp dönüp yeniden okuyayım diye… Geçen gün Financial Times’tan Simon Kuper’in Gazete Oksijen’de Türkçe çevirisiyle yayımlanan bir köşe yazısı (“Ebeveynlik bu muymuş?”), bende tam da o nostaljik hissi yeniden doğurdu: “Bugünkü ebeveynler telefonlara hazırlıklı. Bizim kobay jenerasyonla yaptığımız hatalardan ders aldılar. Dünya genelinde sosyal medyayı çocuklara yasaklamaya ve okullara telefon sokmamaya yönelik önlemler var. Bugünkü ebeveynleri gafil avlayan ise yapay zekâ,” diyor Kuper bu yazıda. Altını kalın kalın çizip duvara asmayı hak eden bir tespit, değil mi? Evet, yetişkinler olarak gafil avlandık. Herkes birbirine bu konuda akıl veriyor; kendi deneyimini paylaşıyor. Kimisi “modern ebeveynlik” kisvesi altında, kimisi umursamaz, kimisi aşırı korumacı, kimisi sonsuz endişeli... Çocuklar ve yapay zekâ kullanımı tartışması, çok katmanlı ve tek bir doğru cevabı olmayan bir alan. Tabletler, akıllı telefonlar ve yapay zekâ sohbet botları artık çocukların gündelik yaşantısının bir parçası. İçlerinden YouTuber’lar çıkıyor, kod yazabiliyorlar, çünkü dijital dönüşümün içine doğdular. __Bir yandan
Makale|Yazı
Bir Akşemsettin olmaktır hedefimiz, Bir FATİH SULTAN MEHMET'tir yetiştirmektir gayemiz
GÖRMEYİ YARATAN, GÖRÜNENİ DE GÖRÜNMEYENİ DE BİR GÖREN VAR.
İnsanın en büyük tehlikelerinden biri, olduğu gibi görünememesi ve göründüğü gibi olamamasıdır. Hakikatte münafıklık, sadece iman ile inkâr arasındaki bir hâl değil; kalp ile lisanın, söz ile amelin, niyet ile hareketin birbirinden ayrılmasıdır. Bu sebeple münafıklık, insanın içinde açılan ve zamanla derinleşen bir yarıktır. İçimiz başka, dışımız başka… Dilimiz başka, kalbimiz başka… Sözümüz istikameti anlatırken kalbimiz başka sevdaların peşindeyse, burada durup tefekkür etmek gerekir. Çünkü hakikat, sadece dille söylenen değil; kalpte taşınan ve hayata aksedendir. Zikrimiz başka, fikrimiz başka… Tesbih elimizde dönerken zihnimiz gaflet vadilerinde dolaşıyorsa, zikrin nuru henüz kalbe tam mânâsıyla nüzûl etmemiş demektir. Allah’ı anmakla Allah’tan uzaklaştıran şeylerin peşinde koşmak, aynı gönülde devam eden bir mücaheleden başka bir şey değildir. Gecemiz başka, gündüzümüz başka… İnsanların arasında bir sûret, yalnızlığımızda başka bir sûret taşıyorsak, nefsimizle yeniden hesaplaşmamız gerekir. Çünkü ihlas, halk içinde de halvette de aynı kul kalabilmektir. Kuldan gizlenmek mümkündür; lakin Cenâb-ı Hakk’ın nazarından gizlenmek mümkün değildir. Yolumuz başka, adımlarımız başka… Hedefimiz Allah’ın rızası olduğunu söyleriz; fakat attığımız adımlar bizi o hedefe yaklaştırmıyorsa sözümüzle amelimiz arasında bir mesafe oluşmuştur. Bu mesafe büyüdükçe insan, kendi hakikatinden uzaklaşmaya başlar. Gayemiz başka, gayretimiz başka… Cenneti isteriz; fakat cennete götüren amellerde gevşek davranırız. Allah’ın rızasını talep ederiz; fakat nefsimizin arzularına karşı aynı azmi gösteremeyiz. İşte bu hâl, mü’minin korkması gereken bir muhasebe noktasıdır. Münafıklığın panzehiri istikamettir. Fakat istikametin ruhu ihsandır. Nitekim Hz.Ahmed-i Muhtar (sas), Cibrîl
HEDEFİMİZ, GÂYEMİZ, AMACIMIZ: İTTİHÂD-I İSLÂM'IN TEŞEKKÜLÜ
"Risale-i Nur'un hiçbir yerinde Âlem-i İslâm'dan önce ele alınacak ve daha çok değer verilecek hiçbir millet ve devletten bahis yoktur. Bir önceki cevapta da bir kısım bahislerde de açıkça görüldüğü üzere, Âlem-i İslâm'da temel teşkil eden malum millet ve devletler, birinci derecede İttihâd-ı İslâm'ın temel yapısını teşkil ederler." Rüştü Tafralı (Ahirzaman ve Risale-i Nur Hizmeti, c. 5, s. 1402)
1000Kitap